GENÇ BİR BİLİM İNSANI: ÇAĞRI MERT BAKIRCI

1.030 views
views

Bilim toplumlar için önemlidir. Toplumu ileri götüren, aydınlanmayı sağlayan önemli bir olgudur. Bilim insanları da en az bilim kadar önemlidir. Bilimi ileri götüren, toplum için çalışan değerlerdir. Bu röportajımızda Türkiye’nin önemli bir değeri ve genç bir bilim insanı olan Çağrı Mert BAKIRCI ile birlikteyiz.

Soru 1: Genç bir bilim insanısınız. Peki, bilime olan ilginiz nasıl başladı?

“Kendimi bildim bileli bilimle ilgilenenlerdenim.” diyerek kestirme cevap verebilecek olsam da, bilimle ilgilenmeye başladığım zamanları üç aşağı beş yukarı hatırladığım için, sanırım sizlerle de paylaşabilirim: Bilimle yakından ilgilenmeye yaklaşık 10 yaşımda başladım. ODTÜ mezunu Elektrik ve Elektronik Mühendisi olan, ayrıca dalgıçlık ve pilotluk gibi yetenekleri olan eniştemin aldığı TÜBİTAK kitapları, götürdüğü bilimkurgu filmleri, bilimle ve teknolojiyle ilgili anlattığı sayısız ilgi çekici bilgi, beni bilime iten ana unsur oldu. Tabii ki ailemin de evde sürekli kitap okuması, özgür düşünce ortamını yaratmış olması, korkusuzca her şeyi sorgulamaya açık bir aile olmaları, bilimin kısa sürede hayatımın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesine neden oldu. En küçük yaşlarımdan beri özellikle biyoloji ve fiziğe çok yakından ilgi duyuyordum. Öyle bir şeyler inşa etmek, televizyonun içini açmak, radyoyu parçalayıp geri toplamak gibi becerilerim yoktu. Hoş, buna rağmen, üniversite sınav sistemi ve toplum baskısının etkisiyle mühendis olduk çıktık. Ancak biyolojiye olan sevdam hiçbir zaman dinmedi. Bu nedenle, biyoloji ve mühendisliği birleştiren alanlar olan Yapay Zeka, Evrimsel Algoritmalar, Robotik gibi alanlarda çalışmaya başladım. Bu süreçte kendimi biyoloji dalında da sürekli geliştirdim. Böylece ufacıkken okuduğum TÜBİTAK bilim kitapları, geleceğimi şekillendirdi diyebilirim. Bilim maceram kısaca böyle başladı.

Soru 2: Birçok fikrin altında yatan, o fikirleri ortaya çıkaran neden veya nedenler vardır. Evrim Ağacı fikrini ortaya çıkaran neden veya nedenler nelerdir? Evrim Ağacı nasıl ortaya çıktı?

Evrim Ağacı da doğrudan biyoloji sevgimin bir ürünü olarak doğdu aslında. Evrim Ağacı’nı kurmadan önce ODTÜ’de Makina ve İnovasyon Topluluğu’nu kurmuştum ve yönetim kurulu başkanlığını yürütüyordum. Ancak mühendisliğe yönelik orta düzeydeki ilgim, tutkum olan biyolojinin yerini alamıyordu. Dolayısıyla Biyoloji Bölümü’nden dersler almaya başladığım dönemde, bu alanda çok başarılı birkaç arkadaş edindim. Bunlarla ortak olarak Türkiye’de evrimsel biyolojiye yönelik bilginin aşırı düşük olması ve meydanın bilim karşıtı gericilere kalmış olması gibi konularda hemfikir olduğumuzu görünce, onlara yeni bir girişim fikrinden söz ettim. Böylece Evrim Ağacı’nın temelleri atılmış oldu. Yani her şey, Türkiye’deki bilim anlatıcılığı konusundaki envai boşluğun göze batar boyutlara ulaşması ile benim evrimsel biyolojiye yönelik ilgimin aynı zamanlara denk gelmesi sayesinde başladı diyebilirim.

Soru 3: Evrim Ağacı’nın çeşitli alanlardan yüz binlerce takipçisi var. Türkiye’de evrime olan bu ilgiyi nasıl karşılıyorsunuz?

Evrim, birçoklarının fikri olup bilgisinin olmadığı bir konu maalesef. Dolayısıyla bu ilgiyi doğru bilgilerle beslemek müthiş önemli. Biraz tersten bir iş yapmak zorunda kalıyoruz Türkiye’de… Eğer okullarımızda biyoloji ve evrim düzgün okutulacak olsa, bilgi üzerine inşa edilmiş fikirlerle donanmış insanlarımız olurdu. Ancak bu olmadığı için, halihazırda fikre sahip kişilere bilgi eklemeye ve fikirlerini bilimsel gerçeklere uygun şekilde biçimlendirmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bu çok daha zor bir iş; ancak ülkemizin aydınlığını ve geleceğini istiyorsak, yapmak zorundayız. Evrime olan yoğun ilgi beni çok mutlu ediyor tabii ki. Evrim, insanlığın en temel sorusu olan “Biz nereden geldik?” sorusunun nihai cevabını veren bir doğa yasası. Buna ilgi duyulması aslında çok normal. Ancak yine de bu alanda aydınlanma mücadelesi veren kişiler olarak evrime halkımızın bu kadar yoğun ilgi göstermesi, bilimsel gerçeklere bu kadar meraklı ve aç olması bizi memnun ediyor. Onlar için daha fazlasını yapmaya itiyor.

Soru 4: Texas Tech Üniversitesi’nde Evrimsel Robotik ve Algoritmalar ile Biyolojiden Esinlenen Mühendislik üzerine çalışıyorsunuz. Bu alanda tam olarak neler yapıyorsunuz?

Benim çok özet olarak yaptığım şey, doğadaki evrim yasasının ilkelerine bakıp, bunları robotik ve Yapay Zeka alanına nasıl daha etkili bir şekilde entegre edebileceğimizi araştırmak. Yapay Zeka alanının son birkaç senedeki aşırı güçlü yükselişi, Makina Öğrenmesi ve onun bir alt dalı olan Derin Öğrenme isimli Yapay Zeka araştırma alanlarındaki atılımlar sayesinde mümkün oldu. Biyolojideki “öğrenme” kavramını yazılım ve robotlara daha etkili bir şekilde entegre etmenin yollarını bulduk. Bu konuda uzmanlaştıkça, robotlarımız da daha zeki olacaklar. Ancak Evrimsel Algoritmalar sahasında bunun bir sonraki basamağı üzerine kafa yoruluyor: Öğrenmeyi geçtik, robotların evrimsel ilerleyişini nasıl yönlendirebiliriz? Çok özetle, belki şunu sorduğumuz söylenebilir: Öğrenme kavramının evrimini robotlarda sağlayabilir miyiz? Çünkü biz insanlar veya genel olarak diğer hayvan türleri öğrenmeyi gökten zembille inen bir yetenek sayesinde yapmıyoruz. Evrimsel süreçten geçerek ortaya çıkmış beynimiz ve bu beynimizin yapısı sayesinde yapabiliyoruz. Peki bu evrimsel süreci robotlara ve diğer tasarımlara uygulayabilir miyiz? Böylece daha uyumlu, daha kolay öğrenen, daha verimli ürünler üretebilir miyiz? İnsan mühendisliğine, doğanın mühendislik aracı olan evrimi kullanarak bir alternatif sunmaya çalışıyoruz. Bu, henüz Yapay Zeka veya Makina Öğrenmesi alanlarında gördüğümüz “büyük patlama”sını yaşamış bir alan değil. Ama önümüzdeki birkaç yılda, bu patlamanın yaşanacağını düşünüyorum. İşte o zaman o bilimkurgu filmlerine konu olan “Genel Yapay Zeka” gibi teknolojilerden söz etmemiz daha fazla mümkün olacak. Ben, en az insan kadar zeki bir Yapay Zeka’nın mühendislerin tasarımının ürünü olacağına inanmıyorum. Tıpkı bizim zekamız gibi, evrimin bir ürünü olacak.

Soru 5: TEDx’te ‘’Evrimin Işığında Modern Bilim’’ isimli bir konuşma yaptınız. Konuşmanın içeriğinden kısaca bahseder misiniz? Neler hissetiniz, aldığınız tepkiler nasıldı?

TEDx konuşmamda da bu az önce sözünü ettiğim Evrimsel Algoritmalar mantığının robotlara nasıl uygulandığını anlattım. Robotlara veya diğer teknolojik ürünlere uygulanacak olan evrimin, giderek daha da başarılı tasarımları nasıl kendiliğinden yaratabileceğini anlattım. Bizim “tasarım uzayı” dediğimiz kavramı izah etmeye çalıştım; böylece biyolojik evrimin teknolojik devrime nasıl dönüşebileceğini dinleyenlere göstermeye çalıştım. Charles Darwin isimli bir doğabilimcinin, 21. Yüzyılın teknolojilerinin şekillendirilmesinde rol alacak “evrim” isimli doğa yasasını ta 19. Yüzyılın ortalarında keşfetmesinin öneminden bahsettim.

TEDx çok zorlu bir süreç ve büyük bir şov aslında. Benim alışık olduğum üniversite derslerinden ve hatta popüler bilim anlatıcılığından epey farklı. Ben pek ezberleyip de anlatmayı seven biri değilim; daha ziyade bildiğimden emin olduğum konularda, serbest konuşmayı tercih ediyorum. TEDx buna pek müsaade eden bir yapıya sahip değildi; en azından Texas Tech Üniversitesi’ndeki versiyonu… Ama buna rağmen beklediğimden çok daha olumlu tepkiler aldım. Texas gibi tutucu bir ABD eyaletinde bile onlarca genç konuşma sonrasında etrafımı sarıp birçok iyi düşünülmüş soru sordular. 17 dakikaya sığdıramadığım diğer birçok konudan bahsetme fırsatım oldu böylece. Her biri, doğadaki evrim yasasından ilham almış olarak ayrıldı diye düşünüyorum. Eğer haklıysam, amacıma ulaştım diyebilirim. Zira evrim, “insan-maymun meselesi”nden çok ama çok daha büyük, çok ama çok daha önemli bir doğa yasası. Onu anlamaya başlamak zorundayız, yoksa bir sonraki teknolojik devrimi de yine kaçıracağız. Onun ötesinde, var oluşumuzu anlamaktan mahrum kalmış olacağız. Bunlar bence kabul edilemez.

Soru 6: ‘’Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı’’ isimli bir kitap yayımlandı. Piyasada birçok evrim kitabı var. Bu kitabı piyasadaki diğer evrim kitaplarından ayıran belirgin bir özellik var mıdır? Kitap hakkında neler söylemek istersiniz?

Evet, bu ikinci kitabımda, birinci kitabımdan daha teknik ve kapsamlı konulara yer vermek istedim. Bu nedenle 8 diğer akademisyen arkadaşımla çalışarak evrime bütüncül bir bakış sunmayı sağladık. Piyasada evrimle ilgili birçok kitap bulunuyor, doğru. Ancak hiçbiri, şu soruya yanıt vermiyordu: “Evrim, modern bilim için neden önemli?” Yani evrimi öğrensek ne olur, öğrenmesek ne olur sorusuna… Bu çok önemli bir soru, çünkü halkımız giderek evrimin sıradan bir doğa yasası olduğunu anlıyor. Ancak bunun nasıl kullanıldığını veya önemini bilemiyor. İşte bu kitap, birçok farklı bilim dalı açısından evrimin neden önemli olduğunu anlatıyor. Bu açıdan, sadece Türkiye’de değil, Dünya’da da perspektif açısından çok özel bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. İlk kitabım olan Evrim Kuramı ve Mekanizmaları’nın devamı olmasa da, onu bütünleyen bir yapıda diyebilirim. Eğer ki evrimi sıradan tartışmaların ötesinde öğrenmek isteyen okurlarımız varsa, kesinlikle edinmelerini tavsiye ederim.

Soru 7: Genç bir bilim insanı olarak Türkiye’de bilime ilgi duyan gençlere bir şeyler söylemek ister misiniz?

Evet. Girişimci olun. Bu konuda hep aynı şeyler söyleniyor. İşte her şeyi sorgulayın, bilimsel metodolojiden şaşmayın, vs. Elbette! Zaten bunları yapmayan biri, bilim yapamaz. Ancak bilim yapmakla da yetinmemek gerekiyor. Benim en büyük tavsiyem o yönde. Girişimci olmak, bilimi yaymak konusunda girişimlerde bulunmak gerekiyor. Sadece sizin bildiğiniz bir bilgi “havalı” gelse de, insanlık adına işe yaramazdır. Bilgi, özgür ve erişilebilir olmalıdır. Dolayısıyla “girişimci olun” derken, şirket kurup bilimden para kazanın demeye çalışmıyorum. Onu da yapın isterseniz; ancak benim buradaki girişimcilikten kastım, bildiğinizi etrafınıza yaymak için araçlar üretmek. Bu sosyal medya hesaplarını etkili kullanmak olabilir, bilim toplulukları kurmak olabilir, arkadaş sohbetlerinde bilimsel verilerden söz açmak olabilir. Eğer kitlesel bir aydınlanma peşindeysek, herkese çok büyük sorumluluk düşüyor. Pasif kalarak, utanıp çekinerek, bilim gibi “ciddi” konulardan uzak durarak bunu başaramayız. Bilimi, objektiviteyi, sorgulamayı hayatımızın her alanına aktif olarak entegre etmek zorundayız. Bu yüzden özellikle de üniversite gençliğine çok büyük görevler düşüyor. Umuyorum bu yazıyı okuyan her bir okurunuz, bu sorumluluğun bilincinde olacak ve ona göre hareket edecektir. Eğer hep birlikte çalışırsak, gerçekten hayallerimizdeki gibi bir gelecek inşa edebiliriz.