KENT-YAŞAM-SANAT

Yeşilçam’ın Kült Filmi

tumblr_m9i7otZuJR1rwu65wo1_500

Adını Orhan Velinin Tahattur şiirinden alan, Sait Faik’in Menekşeli Vadi öyküsünden esinlenerek yazılan: Ömer Lütfi Akad’ın yönetmenliğini, Safa Önal’ın senaryosunu yazdığı, Türkan Şoray ve İzzet Günaydın’ın başrollerinde rol aldığı ‘Vesikalı Yârim’ filmi Türk sinemasının kült filmleri arasındadır. Film, ayrı çevrelerdeki iki insanın imkansız aşklarını anlatır. Vesikalı Yârim’in en başarılı olduğu noktalardan birisi ayrılamama aynı zamanda kavuşamama halini bütün acısıyla, çaresizliğiyle yansıtabilmesidir. Ana karakterler üzerinde yoğunlaşan sahnelerde; kısa diyaloglar, bakışlar, vücut dili anlatılmak isteneni en iyi şekilde yansıtabilmektedir.

Filmde evrensel bir tema olan aşk konusu merkeze alınıyor. Türk sinemasında da sayısız defa ele alınan bir konuyu işleyen film nasıl oluyor da diğer filmlerin arasından sıyrılarak etkisini yıllarca sürdürebiliyor sorusunun cevabı filmin özgünlüğünde yatıyor. Filmde gerçekçi mekanların kullanılması, karakterlerin abartıdan uzak bir şekilde performans sergilemesi, filmdeki psikolojiyi mükemmel bir şekilde yansıtan müzik kullanımı, manav Halil ve konsomatris Sabiha’nın aşk ve ayrılık hikayesini heyecanlarıyla, tutkularıyla yansıtarak inandırıcı bir dünya yaratılıyor. Duygular ve ajitasyonlar abartılmadan, inandırıcı bir şekilde izleyiciye yansıtılması filme ayrı bir önem kazandırmaktadır. Film, Yeşilçam’ın klasik, abartılı dünyasından çok daha farklı bir gerçekliği önümüze koyuyor.

Kendi halinde bir manav olan Halil’in bir akşam arkadaşlarıyla birlikte yolunun bir pavyona düşmesi iki karakterinde hayatını değiştirmiştir. Arkadaşları gittikten sonra biraz daha oturmak istemesi, yalnız başına içmeye devam eden Halil’in hayatı bir soruyla alt üst olmuştur. “ Bir sigara içebilir miyim?’’ Halil sigara dumanlarının arasında kalan Sabiha’nın yüzünü görünce, yüreğindeki fırtınaların kopuşunu, gözlerinden ve yüz ifadesinden anlayabilmekteyiz. Halil için mekandaki bütün sesler durmuş ve sadece Sabiha’nın sesi duyulur olmuştur.

Halil’in Sabiha’ya ilk görüşte aşık olmasını anlamak nispeten kolay. Çünkü Sabiha güzel bir kadındır. Peki ya Sabiha? Yıllardır pavyonda çalışmış hayatın acımasız yönleriyle tanışmış olan Sabiha, kendi dünyasında hiç alışık olmadığı bir erkek profiliyle karşılaşır. İlk gece evinde kaldığı Sabiha’ya cinsellik anlamında en ufak bir hamle yapmaması, pavyona ikinci gidişinde manavdan bir sepet meyve götüren bir tip. Sabiha’nın sözleriyle: ürkek kibirli ve de yakışıklı… Zıtların birbirini etkilemesinden ilginç bir uyum ortaya çıkıyor.

Filmde diyaloglar çok azdır ve diyaloglar kısadır. Kimi zaman konuşmaya bile ihtiyaç duyulmaksızın bakışlarla, mimiklerle söylenmek istenen her şey söylenebilmektedir.  Filmin üstünden yıllarca geçmiş olmasına rağmen kısa diyalogların akılda kalıcılığı devam etmektedir. Türk sinema tarihine geçen o replik; “Sevgi de yetmiyormuş. Çok eskiden rastlaşacaktık.”

Filmde müzik unsurunun etkili bir şekilde kullanıldığını söylemek yanlış olmaz. Pavyonda ud, keman, kanun, klarnet eşliğinde söylenen şarkılar sahnenin psikolojisini yansıtarak izleyiciyi filmin içine çekmektedir. Hatta söylenen şarkılar bir sonraki sahne için ipucu niteliği de taşıyabilmektedir. Kimi zaman arka fonda çalan fon müzik izleyicilerde bir nostalji havası yaratmakta ve geçmiş zamanlarla köprü kurma görevini görmektedir. Filmin son sahnesinde Sabiha’yı gören Halil’in babası, kucağında torunuyla mutlu aile tablosunu bozmamasını isteyen gözlerle Sabiha’ya bakması ve Sabiha yaşlı gözlerle sevgiliye bakarken arka fonda şükran Ay’ın seslendirdiği unutulmaz şarkı belirir: “Gözyaşların boşuna, düşmem artık peşine, yansın yüreğin yansın şimdide bende sıra’’

Yönetmen Ömer Lütfi Akad’ın Türk sinemasına yeni bir boyut kazandırdığı Vesikalı yârim filmi, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen etkisini sürdürebilmektedir. Hala üzerinde çalışmalar yapılmakta ve kitaplara konu olmaktadır. Murat Menteş’in ‘Ruhi Mücerret’, Orhan Pamuk’un ‘Kara Kitap’  adlı eserinde Vesikalı Yârimden diyalog ve alıntılara yer verilmiştir. Aynı zamanda ‘Çok Tuhaf Çok Tanıdık’ adlı kitap da Vesikalı Yârim filmini inceleyen kitaplar arasındadır. Etkinliğini uzun yıllar koruyan bu film, izleyicilere farklı duygular hissettirerek farklı bir dünyanın kapılarını aralamaktadır. Defalarca izlense de aynı etkiyi gösterebilen Vesikalı Yârim filmi izlenmesi gereken önemli bir baş yapıttır.

 

About the Author

Mehmet Fatih Yalçın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir