Köşe Yazıları

Yeni Kavimler Göçüne Doğru: İltica Sorunu

081220141636222586998

Her ülkenin siyasi bir üslubu vardır. Yöneticilerin tercihleri ya da millet iradesi bu siyasi üslubu belirlemede az ya da çok etkide bulunur. Ancak bazı durumlar vardır ki karar mekanizmalarının yaptığı hataların sorumluluğunu vatandaşlar üstlenmek zorunda kalır. Hatta bazı durumlarda sadece o ülke vatandaşları değil, tüm dünya ülkeleri bile bu kararlardan etkilenir.

Böyle durumlarda uluslararası politikalarda soğukkanlılığı kaybetmemek önemlidir. Günümüzün en yaygın sosyal sorunu olan mülteci sorunundan bahsediyorum. Açlık, hastalık, yoksulluk gibi dünyanın büyük bir kısmını tehdit eden sorunlar dışında en temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacından mahrum kalan çok büyük bir kitle var.

Bu insanlar hayatta kalabilmek için canları pahasına ülkelerinden ayrılmayı ve yeni bir hayata başlamayı göze aldılar. Ancak gitmek zorunda kaldıkları ülkelerde gördükleri muamele pek de hoş olmadı. Yaşamak için dilenenler, günlük işlerde çalışanlar ya da çalışamayanlar ve daha niceleri. Ülkelerindeki savaş ve siyasi istikrarsızlıktan kaçıp diğer ülkelere sığınanlar ya trafik kazasından ya açlıktan ya da darp edildikleri için öldürüldüler.

altinjpg_7596

Türkiye’de yaşanan ‘Suriyeliler sorunu’ ve yanı sıra Türkiye’yi transit bir hat olarak kullanıp diğer Avrupa ülkelerine geçmeye çalışanlarda söz konusu. Bu yolculukta hayatta kalamayanlar da oluyor. Yunanistan’ın bir süredir mültecilerin kaçmaya çalışmasıyla sık sık gündeme gelen Kos Adası ve Almanya bu konuda çok popüler. Merkel bu konuyla ilgili Avrupa devletlerinin ortak bir tutum belirlemeleri hatta Türkiye’nin bu alandaki yükünün azaltılması gerektiğini vurgulayan açıklamalarda bulundu. Savaşın yaşandığı ülkelerde sulh yolu aramanın da çözüm yollarından biri olduğunu vurgulayan Merkel, Avrupa ülkelerine mültecilerin eşit şekilde dağıtılması gerektiğini söyledi. Son olarak da Türkiye belli bir miktar karşılığında, ülkelerindeki mültecilerin bizimle kalması yönünde Almanya ile anlaşmaya vardı.

Siyasi açıklamaların çok yapıcı göründüğü ancak faaliyet boyutunda sorunu en aza indirmeye yönelik çalışmaların yapılmadığını fark etmek gerekir. Macaristan’daki tren garının kapatılması gelmeye hevesli mültecilerin umudunu kırdı örneğin.

Yunanistan İçişleri Bakanı Nikos Voutsis’e göre, Türkiye’de Avrupa girmek için bekleyen mültecilerin sayısı 1,6 milyona ulaşmış durumda. (Mayıs 2015) Hatta bisikletle Norveç’e geçen Suriyeliler oldu.

Bodrumda batan bir göçmen teknesinin 12 kişinin ölümüne sebebiyet vermesi aralarında kadın ve çocukların olması ve bu olayların neredeyse her gün yaşanması insanlık adına utanç tablolarını göz önüne sermektedir.

Irkçılık ve yabancı düşmanlığını kışkırtan sonuçlara sebebiyet vermesi de göçmenler açısından tehlikeli bir durum oluşturmaktadır.

Ülke vatandaşlarından bir kısmı göçmenleri görmek istemeyen antipatik tavırlar sergilerken bir kısmı da onlara merhamet edip sessiz kalmakta. Farklı kültürlerin bir arada yaşaması birçok toplumsal hatta ekonomik sorunu beraberinde getirir, buna şüphe yok. Aynı ülke içerisinde doğu- batı ya da kuzey ve güney arasındaki göçler bile temel farkları doğurarak sosyal dönüşüme neden olurken farklı ülkeden gelen sığınmacıların oluşturduğu değişimin bir çözülmeye neden olmayacağına emin olmak mümkün değildir. Göçmenlerin ucuza çalıştırılması sonucu ülke vatandaşlarının istihdamda yetersiz kalması ve artan suç olayı yaşanan en güncel sıkıntılardan. Ancak hal böyleyken hiçbir göçmen ülkede kalmasın hepsi geri gitsin demekte Suriye’den kaçıp bu kadar zamandır ülkemizde yaşayan göçmenler için artık çok geçtir. Bu ülke vatandaşı gibi hakları olmayabilir evet ama her insan gibi haklarını kullanıp muamele görme haklarını kullanabileceği şartların oluşturulması için kendi ülkeleriyle de istişare de bulunarak bu olanaklar sağlanmalıdır. Aksi halde bir Kavimler Göçü daha yaşanmayacağının garantisini kim verebilir.

Dünya ülkeleri savaştan ve çözümsüzlükten değil barıştan yana tavır alarak bu konuda bütünleşik öneriler geliştirmelidirler.

Burcu KESKİN

 

 

About the Author

Burcu Keskin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir