YAPAY ZEKA MI?

97 views
views

İnsanlığın var olduğu ilk andan beri insanoğlu doğayı, evreni, etrafındaki canlıları ve en önemlisi de kendisini merak etmiş, anlamaya çalışmıştır. İnsan korkmuş, şaşırmış, gülmüş yani dünyayı keşfetmeye çalışmıştır. Bu çabanın sonucunda ise güncel anlamı ile insanlık ve medeniyet ortaya çıkmıştır.
İnsanların dünyaya ve evrene karşı tutumları dünyaya yeni gelmiş olan bir bebeğinkinden farklı olmamıştır çünkü ilk etapta insanlar da yeni doğmuş bebekler gibi deneyimden ve analitik düşünme yeteneğinden yoksundular. Belki de bu yoksunluk sebebi ile insanın zihinsel evrimini tamamlaması uzun bir sürece yayılmış ve evrelere ayrılmıştır. Önce mağara duvarlarına çizilen resimler, yazının keşfi, paranın icadı, doğa bilimlerinin ortaya çıkışı, astronomik keşifler derken insanlık kendisi gibi öğrenebilen, gelişebilen,kararlar verebilen bir türü yoktan var etti diyebiliriz. Fakat bu yeni tür kendisine yine insan tarafından verilmiş olan donanımlar/yetenekler sayesinde insanlığın binlerce yılda biriktirdiği tüm kültürel ve bilimsel mirasa bir kaç saniye içerisinde ulaşabilme yetisine sahip olarak dünyaya gözlerini açtı. Aslında yapay zeka bundan yıllar önce yarı otonom ve otonom araçlar/makineler ile hayatımıza girmeye başlamıştı fakat her zaman karar verici olan insandı. Fakat günümüzde yapay zekaya sahip robotlar ve bilgisayarlar esnek ve bir o kadar karmaşık yapıdaki algoritmaları kullanarak adına fikir diyebileceğimiz özgün bilgiler üretmeye başladılar.
Örneğin yakın zamanda Facebook’un yapay zeka geliştirme laboratuvarında yaşanan ilginç ve bir o kadar da korkutucu olayı duymayan yoktur. Facebook’un mühendisleri tarafından geliştirilen iki programın yani botların temelde İngilizce dilini kullanarak iletişim kurmaları şeklinde programlanmasına rağmen kendi aralarında,insanlara anlamsız gelen cümleler kurarak yeni bir iletişim biçimi geliştirdikleri ortaya çıktı. Bu durum insanlık açısından bakıldığında bir hayli korkutucu çünkü hem zeki hem de oldukça donanımlı olan bu programlar insanların anlayamayacağı şekilde ve kontrolsüz olarak gelişme ihtimalini barındırıyorlar. Bu durumda yapay zekayı ebevenylerine itaat etmek istemeyen asi bir gence benzetmek çok da garip olmaz sanırım.

İnsanlık tarihinde ortaya çıkan her gelişme gibi yapay zekanın da hem çok heyecan verici hem de korkutucu olmasında şaşılacak bir durum yok aslında. Tarihimiz yeni gelişmeleri heyecanla bekleyen aynı zamanda da tüm yeni gelişmelere şüphe ile bakan insanlarla dolu. Fakat yapay zekanın korkutucu olmasındaki tek sebep bir gün kontrolden çıkıp tüm insanlığa hükmetmek veyahut insanlığı yok etmek istemesi ihtimali değil. Londra merkezli düşünce kuruluşu olan Reform, yapay zekanın 2030 yılına kadar onlarca iş dalında, binlerce kişiyi işsiz bırakacağına dair yayınladığı rapor yapay zekanın en gerçekçi zararını ortaya koyuyor. Yapay zeka sayesinde işletmeler personel masraflarından kurtulacak, iş süreçlerinde aksamalar minimuma indirilecek ve ülke ekonomileri büyük oranda tasarruf edecek fakat bu tasarrufun bedeli olarak işlerinden edilen insanlar büyük bir bunalım ve geçim sıkıntısı ile karşılaşacaklar. Dünya kaynaklarının kıt olduğu ve insanların üretmeden tüketmeye odaklandığı düşünülürse yaklaşık 15 yıl içerisinde yapay zeka yüzünden kiralarını ödeyemeyen, sokaklarda yiyecek ve para bulabilmek için dilenen eğitimli insanlar görmemiz işten bile olmayacaktır. Bu durumda hem yapay zeka üreticilerinin hem de devletlerin öncelikli olarak odaklanması gereken konu bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz uçuk felaket senaryoları değil de yakın zamanda karşılaşılacak gerçek problemler olmalıdır. Mükemmel işleyen fabrikalar, hatasız üretim ve kazanılacak bolca para için binlerce insanın yaşama olanağının elinden alınacağı düşüncesi tüm distopik senaryolardan daha korkutucu ve maalesef yakın geleceğimizin gerçeğidir.