Ütopyalar Ülkesinin Ateş Hırsızı

806 views
views

16 yaşındaydı ilk albümünü çıkardığında. Popüler ve arabesk kültürünün isleri altında yeni bir soluktu bağlaması elinde.

Gün Olaydı adlı türküsünden esinlenerek albümüne bu adı vermişti. Tok sesi, gözlüğünün altındaki çipil çipil gözleri ile bir anda sevdirmişti kendisini.

Ne imaj yenilemişti, ne müziğini değiştirmiş, ne gece kulüplerinde flaş etiketiyle haberleri basılmış reklam olmuştu.

Ozanları ile meşhur Sivas’ın, İmranlı ilçesinde dünyaya gözlerini açar, gurbette doğum haberini alan babası ona kendi babasının ismi olan Şükrü adını verir. Fakat biz onu hep Hasret diye andık ve anmaya devam ediyoruz. Yoksul bir alevi köyüdür doğduğu yer. Doğduğu kültüre öyle bağlıdır ki, sazını çalar, deyişlerini söyler. Kimseye ne kin güder ne kötü söz eder. Sazıyla sevgiden, kardeşlikten bahseder. Kavga adını verecektir, ilerde, inanacağı tüm bu değerlere.

Dağı taşı altın şehre göç ile gurbet başlar onun için. Çocukluğunu İstanbul’da geçirir.

Tüm akranları gibi okul çağı geldiğinde başlar okuluna ve çok dayanamaz, devam ettiği Kadıköy Anadolu Lisesi’ni yarıda bırakır. Fakat ne haytalıktan, ne tembelliktendir bu terkediş, dizginleyemediği ket vuramadığı müzik aşkıyla doludur içi, bağlamanın tellerine her dokunduğunda içindekileri dökmek, üretmek ister adeta. Okuldan kaçtığı zamanlar dahi halk müziğinin önemli simalarından biri olan Haydar Acar’ın yanında alır soluğu ve sıkılmadan dinler kendisini.

1987 yılında çıkardığı ilk albümün sonuçlarını, getirilerini daha beklemeden hemen iki yıl sonra yeni albümü Gece ile Gündüz Arasında’yı çıkarır. Geleneksel türkü formlarının yanında, sözlerini kendi yazdığı serbest ölçülü şiirlerin bağlama ve modern sazlarla bezeli bestelerini de sunar dinleyicilerine, Dağlar Atamadım Sevdamı ezgisi de tam olarak böyledir.images (2)

1988 yılında, Ali Ekber Eren, Abuzer Karakoç ve Hüseyin Aydın ile Dostlar Muhabbeti albümünü sürer piyasaysa. Halk müziğinin ve özgün müziğin önemli simaları da tanır artık kendisini. Şair ruhludur duramaz yazar, duramaz beste yapar, derler, çalar, söyler.

Gencecik ömründe yazdığı şiirleri ince bir kitaba toplar. Adı, Ütopyalar Ülkesinin Ateş Hırsızıdır. Aşkını, kavgasını, sevgisini döker kağıtlara.

Halk müziğine kazandırdıkları yetmezmişcesine, yazın ve edebiyat dünyasına da katkıda bulunur. Bilimsel ve diyalektik sosyalizm görüşleri ile de fikir alanında yeniliklere ne kadar açık olduğunu gösterir adeta.

Dostları ve sevenleri onu 1993 yılında memleketine davet eder. Can atmaktadır zaten gitmek için. Pir Sultan’ı Anma Etkinliği bahane olur bu isteğine sazını da alır ardına ve Sivas’a gider. Sazını çalar, deyişler söyler.

Kimler yoktur ki etkinlikte, şair Behçet Aysan, sanatçılar, Arif Sağ, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, yazar Aziz Nesin ve daha nice değerli isim.

Hesaba katmadıkları bir şey olur. Toplandıkları Madımak Oteli’nin önündeki mahşeri kalabalık onlara sevgi ve saygılarını sunmaktan öte adeta kin ve öfke kusar. Bir kaç günden beri gergin bir ortamda seyreden etkinlikler, galeyana gelmeye hazır bir kitleyi tetikler ve sel gibi akar mahşeri kalabalık Madımak Oteli önüne.

Dışarda sloganlar… ”Kahrolsun laiklik”, ”Sivas Aziz’e mezar olacak”…

Otel taş yağmuruna tutulmaya başlanır kısa bir süre sonra kalabalık tarafından. Kalabalıktan ”yakın” sesleri yükselir, çınlar dar sokakta. 2 Temmuzdur  günlerden, kavurucu sıcak altında toplanan kalabalık haykırır hep bir ağızdan bu nidayı. ”Yakın!”

images

Nitekim yakarlar, ateşe verdikleri otelde otuz beş insan yaşamını yitirir. Dumandan, alevden, kinden, nefret ve öfkeden.

Hasret Gültekin, babasının verdiği adla Hasret Şükrü Gültekin işte bu yangında kaybeder hayatını, memleketi, baba ocağı Sivas’da.

Baba ocağı Sivas’da, henüz yirmi iki yaşında iken diri diri yakarlar, Ütopyalar Ülkesinin Ateş Hırsızı’nı.

Rüzgarın Kanatları adlı şarkısında şöyle sesleniyordu Hasret Gültekin kendisini dinleyenlere;

Sevdanın güzelliğinde,
Canın cana hasretinde,
İnançlı yürekleriyle,
Kavganın ateşlerinde,
Yananlara selam olsun.

O’nun kavgası sevgisiydi. Fakat yinede günler öncesinden selam vermişti kendisiyle aynı kaderi paylaşacaklara, kavga arkadaşlarına.

Ölmeden evvel yazdığı şiirlerinden birinde ise şu şekilde seslenecekti tüm insanlara;

Ve dünya alışkanlıktan değil, sevgiyle mutluluktan dönsün diyor,

Hepinizi yüreğinizden öpüyorum…

Şimdilerde, ondan geriye kolay kolay bulunamayacak kitabı, fikirleri, tok sesi ve gülen gözlerinin fotoğrafından pek fazla bir şey kalmamış gibi…

images (1)