SERBEST BÖLGE

Türkiye’de Kadının (Şiddetle) İmtihanı

Türkiye son zamanlarda kadına yönelik şiddet olayları ile çalkalanıyor. Ne kurulamayan hükümet, ne partilerin oy oranları, ne çözüm süreci bu konuyu gölgede bırakabilmiş değil. Gün geçmiyor ki yeni bir şiddet, tecavüz vakası meydana gelmesin.

Türkiye’nin bu şiddetli atmosferinde, az sonra okuyacaklarınız bir hayal ürünü değil, tamamen gerçektir.

Türkiye’de kadına şiddet duyarlığının miladı belkide Münevver Karabulut iledir. Adını dahi unuttuğumuz bu cinayet her yönüyle salt bir trajedi olarak dikilir karşımıza. Henüz on sekiz yaşında, sadece aşık olduğu insanla vakit geçirmek için gittiği evde, Münevver’in önce duyguları istismar edilir. Tecavüze uğrayan Münevver, hem katili hem tecavüzcüsü, hem de sevgilisi olan Cem Garipoğlu tarafından defalarca bıçaklanır. Cansız bedenini saklaması veya taşıması daha kolay olacağı düşüncesiyle parçalarına ayıran katil zanlısı, Münevver’in başını bir testere ile gövdesinden ayırır ve cesedin parçalarını çöp konteynırına bırakır. Acılı ailesinin her gün adalet isteyen feryatlarına tanık olur Türkiye. Katili yakalanır. Uzun ve sancılı mahkeme döneminin ardından dava sonucunda; Cem Garipoğlu 24 yıl hapis cezasına çarptırılır. Annesi ve amcasına da 3’er yıl hapis cezası verilir. Babası ise beraat eder. Adli tıp kurumunda yaşanan ihmal nedeniyle açılan dava kapsamında; ikisi doktor, biri otopsi teknisyeni olmak üzere üç adli tıp görevlisi yargılanır ve yargılama sonucu doktorlar beraat ederken “görevi ihmal” gerekçesiyle otopsi teknisyeni 5 ay hapis cezasına çarptırılır.

Türkiye’de kadına şiddet kimlik ayırtetkmeksizin, her kadın için hak niteliği kazanır adeta. Takvimler 2008 yılını gösterdiğinde bu defa kurbanın adı Pippa Bacca olur. Asıl adı, Giuseppina Pasqualino di Marineo olan İtalyan sanatçı ve aktivist kendisi gibi sanatçı arkadaşı Sİvia Moro ile beraber barış temalı bir proje yapmak ister. Amaçları, Barış Gelini adını verdikleri projeleriyle 8 Mart 2008 de Milano’dan başlayarak, pek çok dünya ülkesini gezip Tel Aviv’ de yolculuklarını sonlandırmaktır. Proje yolculuk sırasında sadece gelinlik giymelerinden dolayı bu adı alır bir bakıma. Projeye başlarken Milano’ da konuşan Pippa Bacca, proje için şöyle der. ”Beraberimizde yolculuk boyunca üzerinde birikecek tüm kirlerle birlikte götüreceğimiz tek elbise beyaz gelinlik olacak. ”Tel Aviv’e gidemez Pippa Bacca. Çünkü, Kocaeli’nin Gebze’ye bağlı Tavşanlı köyü yakınlarında tecavüze uğrar, üstünde barış getireceğine inandığı gelinliğiyle. Tecavüzü anlaşılmasın isteyen zanlısı üzerinde gelinliği ile boğarak öldürür Pippa Bacca’yı.

Leyla bir özgecandır, kara gözlü ceylandır. Şarkısı sözleri henüz kulaklarımızda yankılanırken Türkiye bu defa daha dehşet verici bir olayla sarsılır. Mersin Çağ Üniversitesi, Psikloji Bölümü 1. sınıf öğrencisi Özgecan Aslan ailesinin yanına dönmek için bindiği minibüste, şoför tarafından tecavüze uğrar. Tecavüz ile yetinmeyen şoför,  kanıt bırakacağı endişesiyle Özgecan’ ın hayata sıkı sıkı tutunmaya çalıştığı ellerini keser. Babasından yardım almaya giden şoför Suphi Altındöken, babasının soğukkanlı tavsiye ve yardımları ile olacak ki, elleri kesik, kendinden geçmiş, biçare Özgecan’ı yakmaya karar verir. Nitekim yakarlar. Bir baba tecavüzcü oğluna böylesine bir tavsiye vermişti… Özgecan hayatını kaybettiğinde 19 yaşında idi. Dava sürecinin sonucuna 12 Haziran 2015 de yeni yeni gelinmeye başlarken hakim cezanın üst sınırdan verilmesinde karar kılar.

Yer Elazığ. Bu defa olay çok daha vahim. S.A. henüz 17 yaşındadır. Ve malesef… Malesef 8 yaşından bu tarihe değin yaşları 14-70 arası değişen yirmi kişinin yüzlerce kez tecavüzüne maruz kalır. Olayı ilk anlattığı abisi dahil olmak üzere…

Kek alacağı vaadiyle 9 yaşında tecavüze uğrayan çocuklar, şeker gibi bir tatlı bahanenin ardından henüz üç yaşında sönen bir hayat, Son olarak meydana gelen Cansu Kaya cinayeti ve belki bilinen, belki bilinmeyen daha niceleri…

Şehirleriçi ulaşımın kalabalık yollarının dahi sırf cinsel istismara açıklığı yüzünden tercih edildiği bir ülke oldu Türkiye. Her gün onlarca kadın, metro, metrobüs, otobüslerde dahi taciz edilir durumda.

Resmi nikah yasasının düzenlenmesiyle beraber, Türkiye’de kadınları ne yazık ki daha zor günler beklemekte. Fakat tüm bunlar oladursun, kadınlara hitap eden televizyon programlarında, çabuk ve hızlı evlenme teknikleri, tuzu az attığı için eşi tarafından öldürülen bir kadın haberinden sonra ise, yemek pişirme teknikleri anlatılıp duruyor.

2015 yılının Türkiye’si artık kadınlar için yaşanılır olmaktan uzak gibi duruyor. Gelecek gün, ay ve yılların neler getireceği pek tabii bilinmez ama temenni odur ki Türkiye bu imajı tez zamanda yenilesin.

 

About the Author

Mert Kazan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir