KENT-YAŞAM-SANAT

Toplumun Aynası Olarak Kaplumbağa Terbiyecisi

maxresdefault

Puzzlelarda, halılarda, dekoratif amaçlı ürünlerde, kitap ayraçlarında; kısacası birçok yerde gördüğümüz ancak ne anlatmak istediğini birçoğumuzun bilmediği bir tablodur Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi.

Osman Hamdi Bey bu tablosu ile geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının, yorgun halini anlattığı şeklinde görüşler vardır. Duyun-u Umumiye, Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi gibi birçok kurumu kurmak ve yönetmek görevini üstlenen Osman Hamdi Bey; tabloda kendini terbiyeci, kendi iş yapış biçimine uyum gösteremeyen astlarını ise yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağalar olarak göstererek onları hicvetmektedir.

Başka bir yoruma göre; düşünceli bir biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bu yoruma göre de terbiyeci, Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi, elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey’inde değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular.

Terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmede kullanacağı neyi üflemeyip arkasında tutması, kaplumbağalarla temsil edilen halkı eğitme kaygısından vazgeçtiği, çünkü derviş sabrının bile bir sonu olduğu şeklinde yorumlanmıştır.

Tablonun hangi düşüncelerle ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir. Bu da tablonun birçok farklı bakış açısıyla değerlendirilmesine yol açmaktadır. Ancak genel görüş bu anlattıklarımız çerçevesindedir. Osman Hamdi Bey’in fırçasından çıkan bu eser, geçmişteki toplum yapısı hakkında doğru tespitlerle bezenmiş bir eser olarak sergilenmektedir. Resmettiği toplum yapısının değişmediğini hatta daha da gerilediğini de söyleyebiliriz. Bireyciliğin ön plana çıktığı günümüzde, çoğu kişinin çevresindeki insanlara yararlı olma ya da bilinçlendirme kaygısından uzak olduğunu ifade edebiliriz. Topluma, çevresindeki insanlara karşı duyarlı olan ve sorumluluğunun olduğunu düşünen insanların varlığı da giderek azalmaktadır. Bunun nedeni ise, tıpkı Osman Hamdi Bey’in resmettiği gibi değişime direnen bir toplum yapısıdır. Çevresindeki insanları bilinçlendirme çabasının sonuç vermemesi, insanlarda hayal kırıklığı ya da yorgunluk yaratabilir. Bu da, vazgeçişleri beraberinde getiren unsur olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Özetle; düşüncelerimizdeki değişimi kaplumbağaların hızı ile eş değer tutarsak, yeşil yapraklara değil kuru yapraklara katlanmak zorunda kalacağız demektir.

About the Author

Mehmet Fatih Yalçın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir