Televizyon Öldüren Eğlence

1.565 views
views

21.yy’da hemen hemen herkesin sahip olduğu; dış dünyaya açılmamızı sağlayan, eğlendiren, kimi zaman bilgilendiren, boş zamanları değerlendirmek amacıyla kullandığımız bir kitle iletişim aracı olan televizyon: bugünün insan oğlu için bir tehlike arz ettiğini belirten Neil Postman, bu tehlikeleri ayrıntılı bir şekilde okuyucuların beğenisine sunmuştur.

Neil Postman’ın Televizyon Öldüren Eğlence adlı kitabı; kitap doğuran bir kitaptır. Kitabın önsözünde 2 kitap ve bu kitapların öne sürdüğü kehanetler üzerinden karşılaştırma yapılmaktadır. Bu kitaplar George Orwel’ın 1984 ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya adlı kitabıdır. 2 kitapta distopik tarzda kaleme alınmıştır. Ve Neil Postman ‘Amerika, televizyon çağını müjdeleyerek, dünyaya Huxleyci geleneği doğrulayan en açık işareti vermiştir’ diyerek Huxley’in kehanetlerinin gerçekleştiğini vurgulamıştır. Huxley’in kehanetine göre; insanlar süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme yetilerini dumura uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardı. Cevabı bir de siz verin. Kehanet gerçekleşti mi ?

19.yy Amerikasının yaşadığı çağı Yorumlama Çağı olarak adlandıran Neil Postman, bu düşüncesini sağlam temellere dayandırmaktadır.1730’da 4 kolonide düzenli olarak yayınlanan 7 gazetenin olduğunu, 1800 yılında ise bu sayının 180’i aştığı belirtilmektedir. Yorumlama çağının en önemli unsuru ise Lyceum hareketidir. Lyceum hareketi; Amerikan toplumunun bilgi havuzunu genişleten önemli bir unsurdu. Bir çiftçi tarafından başlatılan bu hareket; bilginin yayılmasını, genel okulların çoğaltılmasını, kütüphanelerin kurulmasını ve özellikle de konferans salonlarının açılmasını amaç edinmiştir. Bu Lyceum da konferans vermiş kişiler arasında Mark Twain de vardır. Amerika’da kapsamlı bir geziye çıkmış olan Alfred Bunn, 1853’te pratikte her köyün kendi konferans salonu olduğunu bildirmiştir. Sadece köylerde değil her yerde var olan bu konferans salonları her zaman dolup taşmaktaydı. Alfred Bunn devam ediyor ‘genç işçilerin, aşırı derecede yorgun zanaatkarların günün yorgunluğunu üzerlerinden atmadan kalabalık bir konferans odasının boğucu sıcaklıktaki atmosferine koşturduklarına tanık olmak harika bir olay.’ Bu harekatın devamında bir çok kütüphane de kurulmuştur.1829’da New York kütüphanesinde 10.000 cilt kitap bulunuyordu ve 750.000 kişiye hizmet veriyordu

Televizyon çağından önce kullanılan telgrafın ; enformasyonu bir meta, yararı ya da anlamına bakılmaksızın alınıp satılabilecek bir şey haline getirmişti. Thoreau’nun belirttiği gibi ‘telgraf ilgililiği ilgisizliğe çevirmişti.’ Televizyonun hayatımıza girmesiyle Yorumlama Çağı bitmiş, gösteri çağı başlamıştı. Artık şeyler hakkında enine boyuna bilgi sahibi olmak değil, şeyleri duymuş olmak önemliydi. Albert Einstein denilince herkesin aklına bir görüntü ya da resim gelecektir. Ancak söylemiş olduğu sözler ya da düşünceleri çoğu kişinin aklına gelmeyecektir. Ve insanların izledikleri, izlemekten hoşlandıkları şey hareketli resimler oldu. Kısa süreli ve durmadan değişen resimler… Gösterinin değerlerini karşılamak amacıyla fikirlerin içeriğini geri plana atılması zorunluluğu bu aracın doğasından gelmektedir.

Günümüz toplumundaki insanların karakterlerini şekillendirebilecek güçte olan televizyon programlarının doğru bir şekilde tahlil edilmesi gerekmektedir. Tüketim çılgınlığını körükleyen reklamlar ya da programlar, kitleler üzerinde doğrudan etki yaratabilmektedir. Bu durumda, yapılması ya da alınması gereken önlemlerin neler olduğu konusunda düşünmemiz gerekir. Duygularımızın, düşüncelerimizin, ideolojilerimizin ya da değer yargılarımızın törpülenme süreci içinde olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Televizyonla birlikte yaşadığımız Gösteri Çağının kamusal söylem üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Basit bir örnek olarak: kamera karşısında güzel görünmeyen insanların günün haberlerinde halka hitap etmeleri fiilen olanaksızdır. Yorumlama Çağının bitip Gösteri Çağının başlamasıyla, sözcüklerin önemi arka plan atılmış yerine ise görseller yerleştirilmiştir. İnsanlar bir kitabın yakılışını anti-entellektüelizmin bir parçası sayar. Ancak unutulmamalıdır ki televizyon bizden, kitabın içindekini yakmamızı talep eder. Tüm bu konular üzerinde derin araştırmalar yapan Neil Postman’ın bu kitabı, çevremizde olup bitenleri sorgulamamıza yardımcı olabilecek bir kitaptır.

Kitabın Adı: Televizyon Öldüren Eğlence
Yazar: Neil Postman
Yayınevi: Ayrıntı