SORUMLULUK ALMAK YA DA ALMAMAK (İŞTE BÜTÜN MESELE BU!)

517 views
views

Hepimiz bizden önceki nesillerden, aile büyüklerimizden “Biz sizin zamanınızda en ağır işlerde çalışırdık, hiç bir şeyimiz yoktu.” gibi serzenişleri duymuşuzdur. Büyükler haksız da değil, onların zamanı ile bizim zamanımız arasında çok büyük farklar var. Örneğin ben her sabah okula gitmemek için ağlarken ilkokulu bitiren annem ortaokula gidebilmek için her sabah köyden ilçeye 4 km yol yürüyerek gitmiş ve aynı yolu her akşam geri dönmüş. Babam benim çocuk olduğum yaşta çalışmak zorunda kalmış ve hayatı çalışarak geçti. Yaşadıkları bu zorluklar onları sorumluluk almaya zorladı. Sorumluluk duygusu, sosyolojik ve psikolojik olarak bakıldığında Y ve Z kuşaklarında bulunan en büyük eksik. 1980-1999 tarihleri arasında doğan ve bugün istihdam edilen, satın alma gücünü elinde bulunduran çoğunluk Y nesli. Bu nesil ilk kez bilgisayarla tanışan, internetin çevrim sesini duyan, topluca dünyaya açılan ilk; sokakta oynayan son nesil. Diplomaları duvarda, elleri klavyede; plazalarda masa başında, avm’lerde ünlü kahvecilerde, sosyal medyada her yaz Avrupa tatilinde görmeye aşina olduğumuz bir güruh.Yapılan araştırmalar bu neslin mensuplarının artık ev araba sahibi olmak, evlilik, birikim gibi toplumsal baskılardan sıyrılıp bireysel hayatlara yöneldiğini, gelecekten umutsuz olduğunu ve de harcamak için kazandığını gösteriyor. Kültüre ve ülkelere bağlı olarak veriler değişse de genel olarak hepimiz biricik ve özel olduğu sanrısı ile en iyi işleri, en iyi imkanları hayal ederek ve sonunda gerçeklerle yüzleşince hayal kırıklığı ve umutsuzlukla yüzleşerek yaşamaya mecbur kalıyoruz. En iyiyi istemek suç değil elbette fakat çoğumuz durup kendimizi tanımadan, yeteneklerimizin farkına varmadan, ne istediğimizi bilmeden bize dayatılan şeyi yaşıyoruz ve sevmediğimiz işlerde başarısız oluyoruz. Kendimizi gerçekleştiremedikçe de başarılı ve mutlu olabilecek gibi görünmüyoruz. Hayatımızda almamız gereken ilk ve en büyük sorumluluk kendimize karşı olan sorumluluktur. Evini düzenleyemeyen, parasını ay sonuna kadar idare edemeyen, insan ilişkilerinde başarılı olamayan bir insanın kocaman bir şirketi idare etmesi veyahut ilham verici bir insan haline gelmesi mümkün değildir. Büyük mesafeler ufak adımlarla katedilir, önemsiz gibi görünen sorumluluklar bizi gelecekte başarılı ve mutlu kılacaktır.