SERBEST BÖLGE

Şiddete Meyyalim Vallahi İçten

1363084188_17

Hepimizin bildiği gibi son zamanlarda ülke olarak şiddet haberleriyle daha sık karşılaşmaktayız. Üniversitelerde, sokakta, ilköğretim okullarında, sağlık çalışanlarına yönelik olarak, işyerinde mobbing (psikolojik taciz) hatta millet iradesinin yansıdığı mecliste bile şiddet karşımıza çıkıyor. Birbirimize tahammülümüzün azaldığı malumumuz. Ancak bu noktaya gelirken neler yaşandı bir özet geçmek gerekir.

Geçtiğimiz yıllarda yaşanan gezi olayları, akabinde verilen canlar bunun üzerine artan siyasi tartışmalar, vatandaşların sokaklarda aktif siyasete katılımı, polisin çok konuşulan tutumu, Soma faciası, Yırca zeytinliği, halkta çevreci duyarlılığın artması üzerine girişilen protestolar, kadına şiddet eğilimlerinde görülen artış ve artık siyasi üslubun çok da kibar olmayışı, kavga sebebi olamayacak nedenlerle bile insanların çalkalanıp birden açılmışçasına köpüren gazoz misali birbirlerine öldüresiye muamele göstermeleri ve daha birçok olay evrilerek içinde bulunduğumuz duruma gelmemize neden oldu.

anti-crime

İzlediğimiz bir futbol maçının çıkışında bir taraftarın ölmeden evine dönebilmesi için dua eder olduk. Ya da kaybolan her kadının canından endişe eder hale geldik. Belli bir saatten sonra kadın ya da erkek, genç ya da yaşlı fark etmeden belirli sokaklara girmeye cesaret edemez olduk. Birimizin telefonu kapalıysa ikinci defa ararken soluk soluğa kalır olduk. Var olabilmek için bir tarafta olmaya mecbur bırakıldık. Dini ya da etnik kimliklerimize, tuttuğumuz takıma, memleketlerimize, giydiğimiz şeylere, aldığımız telefona, izlediğimiz filmlere hatta okuduğumuz kitaplara kadar. Hâlbuki sadece insan olabilmek mümkün. Geçtiğimiz ay mecliste ‘iç güvenlik paketi’ tartışılırken yumruklar havada uçuştu. Milli irade temsilcilerinin bir kısmı mecliste oturma eylemi yaptı. Sözüm ona güvenlik paketi ancak meclis daha kendi güvenliğini sağlamakta zorlanır durumda. Mersin’de gencecik bir kız ‘Özgecan’ öldürüldü bunun üzerinden bile gündem yaratıldı. Oysa ki 2014 yılında 294 kadın, sadece Ocak ayında ise 20 kadın öldürülmüştür.[1]

Akabinde camına kartopu attığı için gazeteci Nuh Köklü öldürüldü. Her gün almayı acı acı kanıksamaya başladığımız kadın cinayetleri, tacizleri, tecavüzleri. İntiharlar, bombalı saldırılar, toplumu manipüle eden siyasi söylemler sık yaşanır hale geldi.

Yine Ege Üniversitesi’nde bir genç, Fırat Çakıroğlu öldürüldü. Söz konusu ne olursa olsun bedeli insan hayatı olmayacak olan hadiseler yaşanıyor ve yaşanmaya da devam ediyor. İşin üzücü yanı bunca olay olurken gerçek faillerin ya da işbirlikçi sorumluların; mağdurları ya da yakınlarının vicdanını biraz olsun serinletecek cezai müeyyideye tabi tutulmaması, bunun gecikmesi yahut yetersizliğidir. Tecavüzcüler rızası vardır indirimi alıyor, adam öldürenler ise deli raporuyla paçayı kurtarıyor. Bu da insanları birbirlerine ve devlete güvensiz hale getiriyor. Dünyada ve ülkemizde artan şiddet olaylarının nedenine ilişkin araştırmalar yapılmaktadır. Dünyada her yıl yaklaşık 1,6 milyon insan şiddet olayları sonucu hayatını kaybetti. Şiddete bağlı olan ölümlerin %91,1’inin nüfusları daha fazla olan düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldi.[2] Burada medyanın, teknolojideki hızlı gelişmelerin, tüketimi teşvik eden politikaların hayata geçirilmesinin önemli rolü olduğunu söyleyebiliriz.

Ülkedeki insanların genel ruh haline bakacak olursak, mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2013 yılında %59 iken 2014 yılında %56,3’e düştü. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise %10,8’den %11,7’ye yükseldi. Kadınlarda mutluluk oranı, 2013 yılında %61,9 iken 2014 yılında %60,4’e düşerken, erkeklerde bu oran %56,1’den %52’ye düştü.[3]

Mutsuz, sinirli, tahammülsüz, sevgisiz ve saygısız bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz. Ekonomik olarak gelişmemiz ve eğitim kalitesi olarak giderek ivme kazanmamız gereken bilişim çağında daha makul olmak ve herkesin bir birey olduğunu ve düşüncelerinin en az kendimizin ki kadar dinlemeye ve saygı duymaya değer olduğunu sindirmemiz zor olmamalı ve bunu talep etmenin de bedeli bu kadar ağır olmamalı.

Burcu KESKİN

 

About the Author

Burcu Keskin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir