Sarmaşık

1.101 views
views

        Sanat filmleri bizim ülkemizde çok sevilen bir alan değildir. Genel olarak sıkıcı, hiçbir şey anlaşılamayan sanki belli bir insan grubu için yapılmış bir tür olarak görülür nedense. Aralık ayında görücüye çıkan “Sarmaşık” filmini bu kısır döngü içinde düşünüp, bir kenara itmek kelimenin tam anlamıyla onun hakkını yemek olur.

       Film yerel ve evrensel nitelikte unsurları o kadar güzel birbirinin içinde eriterek sunmuştur ki filmi izlerken gözünüze bu anlamda çarpabilecek bir çiğlik göremezsiniz. 52. Antalya Film Festivalinde de sanat filmlerinin alışıldık kaderini kırmış ulusal kategori de en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu ödüllerinin de sahibi olmuştur. Yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını üstlenen Tolga Karaçelik başarılı film ekibiyle can çekişen bir otoritenin, işlevini sürdüremeyen bir hiyerarşinin kendini ne kadar daha koruyup, devam ettirebileceği üzerine kurmuştur filmin ana temasını. Burada dönüp filmin konusuna göz atacak olursak çeşitli nedenlerle gemiye gelen; inanç, etnik köken, düşünce ve davranış olarak birbirinden farklı insanların bürokratik nedenlerle karaya inememesinin sonucu bir arada yaşamak zorunda kalışlarını, bu süreçte de olay ve durumlara tepkilerini (ya da tepkisizliklerini) anlatıyor. Filmde kullanılan metaforlar da dikkat çekici. Tüm insanlarla iletişimi kesilmiş ve gemiye hapsolmuş insanların metaforlar aracılığıyla gerçeklikten kopuşlarının başarılı bir yansımasını görüyoruz. Filmin asi ve düzene baş kaldıran karakteri Cenk’in (Nadir Sarıbacak) sümüklü böceklerle çekilen sahnesi Samuel Taylor Coleridge’nin kitabında yer aldığı gibi sümüklü yaratıklar tabirine hoş bir atıftır. Cem Karaca’nın Deniz Üstü Köpürür isimli pürüzsüz bir sesle söylediği şarkıya eşlik eden giriş bölümlerindeki yine Samuel Taylor Coleridge’nin şiirleri eşsiz bir bütünlük oluşturmuştur. Öte yandan bence filmin en büyük başarısı bu kadar kısa bir sürede, bu kadar uzun ve anlaşılması güç toplumsal meseleleri ve otoriteleri yansıtmasındadır. Filmi izlerken benim gözümde birbirinin içine geçmiş çemberler oluştu. Neden diye soracak olursanız; gemideki otorite olan ve işler kötüye gidip,gemidekiler kendisine ses çıkarmaya başlayınca bunları zorbalıkla ve ağzından tükürükler saçarak yaptığı konuşmalarla bastırmaya çalışan Beybaba (Osman Alkaş), bu çemberin en küçük halkasını oluşturuyor. Hukuk düzeni adı altında koyduğu kurallarla gemiden çıkmalarını engelleyen ise onları çevreleyen diğer çember yani uluslararası arenada yer alan hatırı sayılır devletler. Dikkat edilesi nokta ise Beybabanın kendi bünyesinde toplamış olduğu devlet otoritesinin göründüğü kadar korkusuz ve bağımsız olmadığıdır. Varla yok arası durumu ve sessizliğiyle dikkat çeken Kürt isimli karakter ve dindarlığıyla göze çarpan İsmail(Kadir Çermik), Beybabanın işine geldiği gibi konumlanmaları ile de aslında bugün bizim ülkemizde ve bu algılayışla yönetilen birçok ülkede ki siyasette oluşan güç dengelerini anlamamızda bize yardımcı olmaktadır.

       Gemide yaşayan insanlarla bizlerin çok fazla ortak yönü var. Ama bunların en belirgini her ikimizin de kitle olarak potansiyelimizin farkında olmayışımız . Bu anlamda Sarmaşık bunun farkına varıp bizleri düşünmeye sevk ettirebilecek başarıda bir filmdir.