Nostalji Dünyasına Hoşgeldiniz

841 views
views

Çocuk, bebeklik ve ergenlik çağları arasındaki insan. Genellikle konuşma ve yürüme kabiliyetleri kazanıldıktan sonra çocukluğun başladığı, ergenlik dönemi ile birlikte çocukluk döneminin bittiği kabul edilir. Çocukluk hepimizin bir dönem yaşadığı ama yaşarken belkide farkında olamadığı, salt doğum ile yetişkinlik arasındaki dönem olmanın ötesinde bir anlama sahiptir.

Söz konusu çocuk olunca ayrı düşünmediğimiz oyuncakların tarihi de en az insanlık kadar eskidir. İran ve Mezopotamya’da yürütülen arkeolojik çalışmalar M.Ö. 3000’lere ait olduğu sanılan oyuncaklar bulundu. Bunlar, bugün de küçük kız ve oğlan çocukların düşünü gördüğü oyuncaklara çok benzeyen pişmiş topraktan çıngıraklar, tekerlekli hayvanlar ve küçük mobilyalardı.Tarihte bilinen ilk oyuncaklar Mısırlılara aittir. Mısırlı çocukların M.Ö. 5. yüzyılda tahta atla ve M.Ö. 2. yüzyılda topaçla oynadıkları arkeolojik bulgularla belirlenmiştir. Antik çağdan günümüze kalan pek çok nesnenin oyuncak mı yoksa tapınma nesnesi mi olduğu konusu hala tartışmalıdır.Ancak Dünyanın en eski oyuncağı birçok araştırmacı yazara göre farklı olsa da dünya oyuncak tarihi konusunda uzman Jane Fredlund’ a göre, en eski ve ilk oyuncak herhalde top olmalı, çamurdan top ya da kartopu ilk insanların kendilerini ve çocuklarını eğlendirmek için kullandıkları bir nesne olmuştur. İskoçya’da 4000 yıldan daha eski taştan yapılmış toplar bulunmuştur. Bilye, topaç, bebek, tahta at, çember, oyuncak asker, çıngırak bilinen en eski oyun ve oyuncaklardır.

Çok basit nesneler gibi görünselerde aslında dünyaya,gelişen teknolojiye ve insanlara ayna tutar oyuncaklar.Örneğin oyuncakların seri üretimi 18. Yüzyılda başlamıştır. Önce tahta oyuncaklar sonra da sırasıyla kağıt, teneke, kurmalı, buharlı, elektrikli ve pilli oyuncaklar oyuncak sanayinde yerini almıştır. M.Ö. 900’lü yılların başından endüstri devriminin de etkisiyle teneke oyuncaklar popüler olmuştur. Teneke oyuncaklar arasında en fazla ilgi gemiler, arabalar, uçaklara gösterilmiştir.

Oyuncakların Tarihsel çizgideki bu yaratımlarının oluşturduğu birikimi hissedebileceğiniz tek yer şüphesiz oyuncak müzeleridir. Geçen asırda yaygınlaşan ve daha çok “oyuncak müzesi”, nadiren de “oyun müzesi” adlarıyla anılan bu müzeler geçmişteki oyuncak (genellikle bebek, top ve evcilik oyunu araçları gibi) koleksiyonlarından hareketle kurulan,her kuşağın kendinden bir parça bulabileceği geçmişten günümüze ışık tutan nostalji kapılarını bize açar.. Oyuncak Müzelerinin en önemli özelliklerinden birisi de aileyi bütün üyeleri ile kucaklamasıdır.Bu özelliğiyle üç kuşağın bir arada zaman geçirebileceği ve ortak mutluluğu paylaşabileceği bir mekandır. Nene/dede, anne/baba çocuklarla birlikte bir zaman makinasında çocukluklarına doğru yola çıkarken, birbirlerine kendi dönemlerini anlatmanın keyfini çıkartırlar.

Çocuklarımızın hayal gücüne yön veren oyuncakları dikkate aldığımız söylenemez,daha çok oyalanmaları için ellerine tutuşturulan bir araçtan öte gitmiyor. Ancak unutulmamalıdır ki geleceğimiz küçük çocukların hayallerine emanet. 12 yaşındaki Paul’un bir reklam filmi için uçak kabinin penceresinden attığı çikolatalardan sonra hayali bir pilot olmaktı.6 ağustos 1945 tarihinde Hiroşima’ya “Little Boy” adlı atom bombasını atan uçağın pilotu Paul Tibbets’dir.