Modern Kölelik: Kapitalizm

978 views
views

Asırlar öncesine göre insanoğlunun yaşadığı dünyada çok şey değişti. Bir önceki kuşağın insanları yeni nesli tanıyamadıklarını, çok farklı gördüklerini ifade ediyorlar. Aynı şekilde yeni nesil de önceki nesli benzer ithamlarla anlayamamaktan şikayet ediyor. Günümüzde para harcamak başlı başına bir lezzet haline gelip, harcama kültürü diye bir kültür ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu dünyada bulunduğu ilk zamandan beri para harcayan, alışveriş yapan bir yapıya sahipti ama günümüzde elindeki parayı harcamak için (ihtiyaçlarını karşılamak için değil) vakit ayırmaya çalışan bir konumdadır.Özellikle son dönemde para harcama işi diye yeni bir iş çıkmıştır ki aslında burada pek sıkıntılı bir durum gözükmezken, olan parasını harcamakla kalınmayıp olmayan parayı harcama alışkanlığı sonucunda günümüz insanının son zamanda başını ağrıtan en büyük dertlerinden biri olmuştur.

Mikro açıdan bakıldığında kişiler, hem kendine hem de ailesine üzerinden kalkılamayan borçlar yüklemiş ve sürekli tüketme mecburiyetine itilmesini karşılayabilmek için ağır çalışma saatlerine maruz kalmıştır.

Öte yandan makro ölçüde ise ortaya çıkan krizlerin en büyük sorumlusu olarak kabul edilen Kapitalizm; insanlığı öldüren, korkutan bir boyuta ulaşmıştır. Birleşik Milletler Kalkınma Programı’nın raporuna göre her 7 yılda, Afrika’da 20 milyon çocuk yetersiz beslenmekten ölüyor. 2 milyar insan günde 2 $’dan daha azıyla hayatını sürdürüyor. Amerika’da ise halkın %50’si devletten hibe talep ediyor, %25’i yemek kuponu alıyor veya fakirlik sınırının altında yer alıyor. Çoğu insanlar öğün sayısını azaltırken, fakirliğin görüldüğü toplumlarda çocukların bir bölümü ise okula gitmesinin tek nedeninin okulda yiyecek bir şey bulabildiğinden dolayı olduğunu ifade ediyor.

Kapitalist sistemin temel felsefesine olan inanç (“ihtiyaçlar çok, kaynaklar ise yetersiz”) ise son yıllarda Gıda ve Tarım örgütünün yaptığı çalışmada yer alan yeryüzünde herkese yeterli kalorinin olduğu hatta üç gezegeni beslemeye yetecek kadar yiyeceğe sahip olduğumuz bilgisi ve bunun gibi birçok araştırma sonucu giderek sarsılmaya devam ediyor.

Bu topraklarda asırlardır aynı kültürü paylaşan bizlerin Kapitalizm ile olan mücadelemizi kazanmamız için Fatih Sultan Mehmet döneminde gerçekleşen bir esnafın dükkanına gelen müşteriyi diğer malları başka dükkandan alması için yönlendirdiği o unutulmaz cevabın içinde yatıyor : “Efendi ! Hepsini ben satar, ben kazanırsam diğer dükkanların sahipleri nasıl kazanacak ? Onların da evi, ailesi, çoluk çocuğu var. Onların geçimini nasıl sağlayacaklar? Ben, bu günlük rızkımı çıkardım. Biraz da diğer dükkan sahipleri kazansın…