Köylüler Balzac Okuyor(du)

769 views
views

Mustafa Güzelgöz diğer adıyla Eşekli Kütüphaneci. Kütüphaneyi halkın ayağına götürmek düşüncesi ile Ürgüp seyyar kütüphanesinin yedi katır ve üç atı ile yöredeki 36 köye hizmet götürmüştür. Fakir Baykurt’un ‘Eşekli Kütüphaneci’ adlı eserinde romanlaştırdığı, Ahmet Şerif İzgören’in “Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı” adlı eserinde yer verdiği Eşekli Kütüphaneci kimdir ve neden böyle bir uygulamaya girişmiştir?

2. Dünya Savaşında askere alınan ve üç buçuk yıllık askerliğin ardından memleketi Ürgüp’e dönerek, futbol konusundaki bilgi ve deneyimi nedeniyle boş zamanlarında Ürgüplü gençlere futbol çalıştırması şartıyla iş bulmayı teklif etmiştir Kaymakam. Ardından Tahsin Ağa Kütüphanesi memurluğuna atanmıştır. Ve ilk icraatı; Harf Devrimi sonrasında kütüphanenin rutubetli bir odasına atılmış olan Osmanlıca kitapları çıkartarak kurtarmıştır. Ve okuduğu bir kitaptan yararlanarak modern bir kütüphane kurma çabasına girişmiştir.

Güzelgöz, Kaymakamla birlikte katıldığı heyet gezilerinde; halkın, heyette bulunan doktor, öğretmen, veteriner gibi halkın gereksinimini karşılayan meslek adamlarına büyük saygı gösterirken; bir kütüphane memuru olarak kendisine aynı saygının gösterilmediğini fark eder ve bunun üzerine bir kütüphane görevlisi olarak halka nasıl faydasının dokunacağını düşünerek, köylünün imkansızlıklar sonucu yararlanamadığı kütüphaneyi insanların ayağına götürmeye karar verir. Marangozda yaptırdığı ve içine 150-200 adet kitabın sığdığı sandıkları, eşek sırtında köy köy dolaştırarak kitapları insanların ayağına kadar götürmüştür. Hizmetini daha çok insana ulaştırabilmek amacıyla bakanlığa başvurarak iki adet yeni memur ve eşekler için yem bedelinin karşılanmasını istemiştir. İsteği bakanlıkça sert bir dille geri çevrilmiş ancak güç bele 1 adet memur görevlendirilmiştir. Böylelikle 36 köye hizmet vermeye başlamıştır. Sonraki dönemlerde kitap sayısını arttırmak amacıyla tanıdıklarına tek tek mektup yazarak kitap isteğinde bulunmuştur. Cevap olarak da paketlerle kitaplar gelmeye başlamıştır.

Kütüphaneye olan ilgiyi arttırmak amacıyla toplanan parayla, kütüphaneye radyo alınmış ve bu sayede kütüphaneyi ilgi odağı haline getirmiştir. Girişim sonuç vermiş ve erkekler kütüphaneye gelmeye başlamış. Ancak kadınlar hala gelmemektedir. Kadınları da kütüphaneye çekebilmek için toplanan yardımlarla dikiş makinesi alınmış ve kadınlara, sıralarını beklerken boş oturmamaları için okuma alışkanlığı kazandırılmaya çalışılmıştır.

Sadece köylere kitap taşımakla kalmamıştır Mustafa Güzelgöz. Yörede; voleybol sahalarının kurulmasına öncülük etmiş, köy duvar gazeteleri için panolar kurmuş, Ürgüp ilçesinde ilk folklor ve bando çalışmalarını hayata geçirmiş, köylünün elindeki ürünü değerlendirebilmesi için köylüyü kooperatifçilik çalışmalarına yöneltmiş ve yine Ürgüp’te ilk sinema gösterimi ve fotoğrafçılık çalışmalarını başlatmıştır.

1963 yılında Amerika’da, dünya çapında bir yarışma düzenlenir. Bu yarışma, halkına gönüllü olarak hizmet eden ve yaratıcı insanlar arasında düzenlenmektedir. Türkiye tarafından aday gösterilen Mustafa Güzelgöz; İspanyol ve İtalyan rakipleriyle finale kalmış ve eşit oylamada jüri başkanının oyu ile Türkiye kazanmıştır. Mustafa Güzelgöz, The Lane Bryant Uluslararası İnsanlık Hizmetinde Gönüllü Takdirnamesini kazanmıştır.

Yaptığı çalışmalar ile büyük yankı uyandıran Mustafa güzelgöz’e Amerikan Barış Gönüllüleri kuruluşu tarafından bir cip hediye edilir. Yine 1967 yılında Amerikan büyükelçisinin Ürgüp’e yaptığı gezide gördükleri karşısında etkilenmiş ve kütüphaneye bir pikap araç hediye etmiştir.

Tüm bunlara karşın asli görevi olan Kütüphane Müdürlüğünü ihmal ettiği ve yürütmekle olduğu diğer görevlerinde şahsi çıkar sağladığı şikayetleri üzerine bir soruşturma açılır. Yapılan incelemelerde kütüphane çalışmalarını aksattığı ve görev aldığı diğer kurumların ödeneklerini, çıkarı için kullandığı sonucuna varılır. Ve 1972’de bir jübile düzenlenir. Bu jübileye resmi makamlar da dahil olmak üzere üniversite öğretim elemanları, Ürgüplüler ve diğer konuklar katılır. Ve böylelikle 28 yıllık kütüphanecilik görevine 50 yaşında veda eder.

O dönemleri göz önüne aldığımızda çok da dikkate değer bir memuriyet olarak görülmemektedir kütüphanecilik. Zira kültür ve sanat faaliyetleri pek rağbet görememektedir. Bu sadece geçmiş için değil kısmen de olsa günümüz için de geçerlidir. 1943 yılında göreve başlayan Güzelgöz, yeni bir toplum inşa etmek adına kitapları insanların ayağına kadar götürmüştür. Amaç; toplum olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak. Bunun da bilgiyle, okumakla, araştırmakla yapılabileceğinin farkına varmıştır Güzelgöz. Anadolu’da; tarlayla, oyuncaklarla, suyla, çamurla vakit geçiren çocukları; ev işi ve çocuklarla ilgilenen kadınları; kahvede oyun oynayarak ya da ekmek peşinde koşan erkekleri kitaplarla tanıştırarak, onlara kitap okuma alışkanlığını aşılamaya çalışmıştır. Ve bunu en iyi şekilde başarmıştır. Köylerde Balzac ve daha birçok klasik eser okuyan insanlarımız vardı o zamanlarda. Günümüzde kentte yaşayan insanların ne kadarının klasik eserleri okuduğu tartışılması gerekir. Hele de kültürün ve bilginin 2 haftada bir eşekle değil de 2 günde ayağımıza geliyorken.

Birey olarak toplumsal görevimiz olan insanları erdeme davet etmek eskisi kadar zor olmasa gerek !!!