Kitap Meczubu Olmak

710 views
views

Yazının bulunmasından günümüze kadarki süreçte varlığını devam ettiren ve insan hayatının önemli bir parçasını oluşturan-bazı insanlar için- nesnelerden biridir kitaplar. Deri çantalarda, demir kutularda saklanan kil tabletlerden bu yana insanın kitapla kurduğu ilişkinin çok değişmediğini söylemek yanlış olmaz. Hala özenle okuyup, muhafaza etmeye özen göstermekteyiz.

Kitap severlerin kitaplarla ilişkisi de kişiden kişiye değişmektedir. Kimi okuduğu her sayfaya notlar alır, kimi altını çizer, kimi farklı bir deftere kitaptan notlar alır, kimileri de sadece okuyarak kitabı bitirmektedir. Bunun dışında, kitabı sadece nesneden ibaret görmüyor, hayatımızı değiştirecek bir araç olarak görüyorsak eğer kitaplarla olan ilişkimiz diğer insanların anlam veremeyeceği derecede güçlüdür. Tıpkı kitabımızın kahramanı Carlos Brauer gibi.

Carlos Maria Dominguez’ in ‘Kağıt Ev’ adlı novellasında, okumayı hayatının merkezine koyan Carlos Brauer’in kitaplarla olan hikayesi anlatılmaktadır. Kitabın giriş cümlesini okuduktan sonra kitabı elinizden bırakmak pek de mümkün görünmüyor:

” 1998 ilkbaharında Bruma Lennon, Soho’daki bir kitapçıdan Emily Dickinson’un ‘Şiirler’ inin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı.Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir…”

Ve ilerleyen satırlarda devam ediyor, ” Ama tek kurban o değildi. Antik Diller Profesörü yaşlı Leonard Wood kütüphanesindeki raftan kafasına düşen beş ciltlik Britannica Ansiklopedisi ile felç olur; arkadaşım Richard, William Faulkner’in raftaki ‘Abşalom’ una ulaşmaya çalışırken merdivenden düşüp bacağını kırdı. Buenos Aires’ ten başka bir arkadaş bir halk kütüphanesinin bodrum katındaki arşivleri incelerken tüberküloza yakalandı. Öfke nöbetine tutulup casino siteleri sayfalarını mideye indirdikten sonra hazımsızlıktan ölen bir Şili terrier’i de biliyorum ayrıca.”

Hikaye, Carlos Brauer’in, edebiyat profesörü olan Bluma Lennon’a gönderdiği Joseph Conrad’ın ‘Gölge Hattı’nın hikaye anlatıcısının eline geçmesiyle başlıyor. Ve yolculuk başlıyor…

Kitabın ana karakteri olan Brauer, kitaplarla yaşayan ve 20.000 kitabın bulunduğu bir kütüphaneye sahip bir kitap meczubudur adeta. Kitaplarının kütüphaneye sığmamasıyla evin diğer bölümlerini de kullanmaya başlıyor. Banyoya yığdığı kitaplar zarar görmesin diye soğuk suyla duş alıyor hatta kitapları garaja koyabilmek için arabasını arkadaşına hediye ediyor. Bütün bunlar Brauer’i, küçük bir evin içinde kaşife dönüştürüyor.

Dominguez, kitabının ilk sayfasında, ”Kitaplar insanların kaderini değiştirir.” diyordu. Ancak ilerleyen sayfalarda ”İnsanlar da kitapların kaderini değiştirir.” diyerek farklı pencereden bakmamızı sağlıyor:

”Yıllar boyunca kitapların masa bacağı yahut üst üste dizilip üstlerine bir örtü serilerek komidin işlevi gördüklerine tanık oldum; pek çok sözlük asıl amaçları için kullanıldığından daha çok, ütü ve düzleştirici olarak kullanılmıştır ve hiç de az değildir içlerinde mektuplar, banknotlar ve sırlar saklayan, raflara gizlenmiş kitapların sayısı. İnsanlar kitapların kaderlerini değiştirir… Bir kitap, sahibi onu parçalamak, sayfalarını yırtmak, ateşe atmak istemediği sürece işlevini yitirmez. Arjantin’deki son askeri diktatörlük döneminde pek çok insan kitaplarını tuvaletlerde, banyolarda yaktı veya bahçelerine gömdü. Adları kötüye çıkan ciltler, tehlike oluşturmaya başlamıştı. Kitaplar ve kendi hayatları arasında bir seçim yapmak zorunda kalan Arjantinliler kitaplarının cellatları olmayı seçtiler.” diyerek kitapların, insanların algılama ve bakış açısına göre sonuç doğuracağını ima etmektedir.

Eğer kendinizi nitelikli okur olarak tarif ediyorsanız paypal adlı novellayı mutlaka okumalısınız. Çünkü kitaplarla yaşamanın, kitaplara notlar almanın ya da bir kütüphanenin neyi ifade ettiğini anlatan önemli bir eserdir Kağıt Ev. Bu kitabı okuyarak, kağıttan bir evde yaşamayı arzulayacak kadar kitap aşığı mıyız sorusunun cevabını kendimize verebileceğimizi düşünüyorum. Yeryüzü kağıt, Gökyüzü kağıt bir hayat…