KENT-YAŞAM-SANAT

Kitap Fuarı ve Okur Kimliği

7691777899

Gutenberg’in matbaayı keşfettiği Mainz şehrinin yanı başındaki Frankfurt’ta, 15. yüzyılın sonunda Avrupa’da yaklaşık 1000 matbaanın olduğu dönemde başlamıştır ilk kitap fuarı. Aydınlanma döneminin önemli bir şehri olan Leibzig’de düzenlenen kitap fuarı 1632’den başlayarak uzun bir süre Frankfurt’u gölgede bıraksa da İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden öne çıkan fuar, 1949’dan beri uluslararası nitelik taşımaktadır. Türkiye de ise 12 Eylül sonrası kitap okumakla hava atmanın pek cazip olmadığı yıllarda, kitap alerjisine karşı 28 yayınevinin bir araya gelmesiyle TÜYAP faaliyetleri başlamıştır.

Geçtiğimiz hafta düzenlenen İzmir Kitap Fuarı ile yaklaşık 150 kültürel etkinlik gerçekleştirilmiş ve yüzlerce yazarın okurlarla buluşması sağlanmıştır. Bu etkinliklere katılan konuşmacılar; politik, sosyal, ekonomik, kültürel alanlarda gerçekleştirilen panel ve söyleyişlerde Türkiye’nin sorunları ele alınmış ve bu durum karşısında alınabilecek önlemler üzerinde durarak okuyucu kitlesiyle bir etkileşim içerisinde bulunulmuştur. Aziz Nesin, Haldun Taner, Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal gibi daha pek çok Türk ve Dünya Edebiyatına önemli katkıları olan yazar ve şairlerimizin hayatları ve faaliyetlerini konu alan söyleyişlerde kültürel etkinlik kapsamında gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda usta kalemlerden; Ece Temelkuran, Ercan Kesal, Hakan Günday, İnci Aral, Cezmi Ersöz, Murat Menteş, İlber Ortaylı gibi birçok değerli yazar ve şair okuyucularla bir araya gelme, sohbet etme ya da kitap imzalama etkinliği dolayısıyla İzmir Tüyap Kitap Fuarında bulunan usta kalemlerden bazılarını oluşturmuştur.

Kitap fuarları, okurların dört gözle beklediği bir etkinlik haline gelmiştir. Sevdikleri yazarlarla sohbet etmek, kitap imzalatmak ya  da sırf yazarlarla fotoğraf çektirmek için binlerce insan kitap fuarına akın etmişti. Ancak burada ‘gerçek okur’ ile ‘kuru kalabalık’ ayrımını ortaya koymak gerekir. Bana kalırsa ‘gerçek okur’ kafasında listeyle gelen, gerçekten hissettiği kitap ihtiyacını fuarda karşılayan ve fuarda çalışıp kazandığı parayla sektör indirimi dolayısıyla yine fuarda harcayıp bitiren çalışanlardır. Kuru kalabalığı ayırt etmek ise hiç de güç bir durum değildir. Çünkü manavda gezer gibi stantlarda dolaşıp kitap isimlerine bakarak alışveriş eden insanları görmek mümkündür. Hiç okumadığı ya da hakkında fikir sahibi olmadığı bir yazara; sırf elinde imzalı bir kitap olsun diye stanttan alınmış kitabı imzalatan okur görünümlü insanları da kuru kalabalığa dahil etmemiz mümkün. Fakat gerçek okur ; etkisi altında kaldığı, çok beğendiği kitapların yazarlarıyla tanışmak, onunla kucaklaşmak hatta hatıra fotoğrafı çektirerek bu güzel ve anlamlı günü  ölümsüzleştirmek ister.

Eğer fuara gidip kitap aldıysanız yapılmasını önerdiğim bir şey var. Aldığınız kitapları önünüze koyun ve hangilerinin ufkunuzu genişletecek, bakış açınızı değiştirecek tabiri caizse balyoz etkisi yaratacak kitaplar olduğuna karar verin. Franz Kafka’nın Aforizmalar kitabında da belirttiği gibi: “ Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki ? ”

About the Author

Mehmet Fatih Yalçın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir