GÜNCEL

Kırk-Elli Yıl Geriden Kenan Evren

indir

Ne hazin tecrübedir darbeler demokrasiler için.

Türkiye gibi cumhuriyete giden yolda pek fazla bedel ödemiş bir devlet, toplamda beş askeri müdahaleyle sürdürmeye çalışmıştır demokrasi sürecini. İkisi darbeyle sonuçlanan askeri müdahalelerin en çok konuşulanı, etkileri ve yarattıkları göz önüne alındığında, şüphesiz, 12 Eylül 1980 darbesidir.

Dönemin, Genel Kurmay Başkan’ı Kenan Evren, aslında o tarihe gelene kadar bir darbe bir muhtıra görmüş bir orgeneral olarak durmaktadır Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başında. Her darbenin nasıl etkiler yaratacağını biliyor gibidir.

Eskilerin sürekli deyimiyle her darbe, her müdahale en az on yıl geri götürür memleketi. Fakat Kenan Evren, bulunduğu tarihin koşullarını öne sürerek haklılığını savunmuştur.

Zor zamanlara alışıktır aslında, 1917 gibi, ülkesi, çevresi çetin şartlar altındayken Alaşehir’de dünyaya gelir Evren Paşa. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Maltepe Askeri Lisesi’ne girer ve lise öğrenimini burada tamamladıktan sonra Harp okulu yılları başlar. Harp okulu zamanında Mustafa Kemal sağdır ve ülke, O’nun birbiri ardına sıraladığı devrimlerle donanmaya başlamıştır. 1938 yılında mezun olur Harbiye’den. Kurmay olmak ister, belki de seviyordu askerliği gerçekten ve 1946 yılında girdiği Kara Harp Akademisi’nden 1949 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak ayrılır. Çok partili hareket başlamış harp akademisi yıllarında hız kazanmış ve 1950 yılında DP iktidara gelmiştir. Ülke demokrasiyi solumaya başlamıştır bile.

Fakat on yıl sonra askeri cunta yönetime el koyar ve halk iradesinin askeri mahkemeler karşısında yargılanma süreçleri başlar. Silah arkadaşları ülkede bir ilki yapmıştı.

Rütbelerini sorun yaşamadan almaya devam eder Evren. Korgeneral olduğu 1970 yılınından çok değil bir yıl sonra bir de muhtıra katar demokrasi tecrübelerine Kenan Paşa. 1974 yılında, ülkenin hareketli tarihi durmaksızın akıp giderken, Kıbrıs Barış Harekatı olmuş, ülke ambargoyla karşılaşmış zor günler tekrar dayanmıştır kapıya. Öyle bir tarihte orgeneral rütbesini takar omuzlarına. Genel Kurmay İkinci Başkanıdır artık ve ordunun başına geçmesi için önünde çok fazla engel yoktur. ‘’Netekim’’ 76-77 yıllarındaki Ege Ordu Komutanlığı’nın ardından 1978 yılında Genel Kurmay Başkan’ı olur Kenan Evren.

Ülkede siyasi hareketler ve şiddet olayları tırmanmış, sokaklar karşıt grupların, meclis karşıt milletvekillerinin kavgalarına tanık olmaktadır mütemadiyen. Hükümet kurulamaz hale gelmiş, insanlar açlık ve yokluk içinde kıvranır durumdayken tepedeki iktidar çekişmesi gençleri harekete geçirmiş, sağcısı, solcusu çareler aramakta iken 12 Eylül 1980 günü TRT Özel Yayını’ndan ulusa seslenen Kenan Evren, demokrasiyi yeniden tesis etmek üçün yönetime el koyduğunu açıklayan bildirisini okur askerce.

Meclise gidilmemiş, tüm ihtimaller denenmemiş, halka sorulmamışken çareler, darbe demir yumruk etkisiyle inmişti.

Kenan Evren tüm yetkileri elinde toplamış, meclis dağılmış halk sinmiş, sokağa çıkma yasağı çoktan ilan edilmişti.

Ülkenin her yerinden gözaltı, çatışma haberleri, birbirini takip ediyor, gözaltılarda, tutuklamarda, sorgularda, mahkemelerde baskı ve işkence söylentileri de ayyuka çıkıyordu. Hapse girenler, karşıt görüşlü koğuş arkadaşlarıyla aynı ranzalarda yatırılıyor, bunun adına da karıştır barıştır yöntemi deniyordu. Yasaklar hız kesmeden artarak devam ediyor öyle ki; Kenan Evren, evren kelimesinin kullanımını uygun bulmuyor ve dile getirilmiyor, ünlü yazar Aziz Nesin, kendisine Kainat Paşa diye hitap ediyordu eleştirilerinde.

Seksen Darbesi’nin belki de en trajik olayı, hatta darbe yıllarını özetleyen bir trajedi… Baskının, zulmün, şiddetin dinmediğini aksine arttığını gösteren bir trajedi.

On yedi yaşındaydı Erdal Eren. Ankara’da olaylar sırasında askerlerce gözaltına alınmış, sorgulanmış, mahkeme karşısına çıkarılmış hükmü verilmiştir. İdam!..

Fakat on yedi yaşındadır henüz. Yani çocuk sayılıyor henüz. Başka bir şeye daha hükmeder mahkeme ve kemik yaşının on sekiz olduğunu içeren raporu onaylar ve Erdal Eren, 13 Aralıkta, soğuk bir Ankara sabahında veda eder hayata, cenazesi dahi saklanmak kimsesizler mezarlığına gömülmek istenir.

Kenan Evren’e ancak 1984 te sorulabilir bu infaz ve Muşta aynen söyle konuşur:

Şimdi ben bunu yakaladıktan sonra, mahkemeye vereceğim ve ondan sonra idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım… Bu vatan için kanını akıtan Mehmetçiğe silah çeken o haini ben senelerce besleyeceğim… Buna siz razı olur musunuz?

Acı, feryat, adaletsizlik, huzursuzluk… Halbu ki darbe bunları bitirmek için inmişti öyle söylüyordun Evren Paşa. Fakat darbeden önce, sağcı, solcu da aynı taleplerle sokaktaydı. Darbe hiçbir şeye çözüm olamadığı gibi düğümleri germişti.

Evren Darbesi hiçbir şeyi çözememişti. Milyonlarca kişi fişlenmiş, binlercesi işkence görmüş, ölmüş, sakat veya yetim kalmıştı darbe sonrası.

Tablo buydu.

Kenan Evren resimle ilgileniyordu, resme özel bir ilgisi vardı. Resimler yapacaktı insan ruhunu okşayan, dinlendiren, sakinleştiren yerine göre heyecanlandıran büyüleyen.

Darbesinin ezdiği en az bir on yıl kadar uzaktan eserine bakıldığında pastel renkler kan ve gözyaşından ibaret kullandığı tek palet tanklarınki olsa gerek…

Evet her darbe en az on yıl geri itiyordu ülkeyi, 28 şubat sürecini sayarsak yaklaşın on beş yıl öncesinde 80 Darbesi’ni görüyoruz, ondan yaklaşık on yıl evvel 71 Muhtırası ve yine yaklaşık on yıl kadar önce 60 Darbesi…

Şimdi kayıp 40 – 50 yıl ötede koskoca bir dünya var…

150520122035257169215_3

‘’Netekim’’, Kenan Evren, 9 Mayıs 2015 günü tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde vefat etti. Geride eski, üstü bir daha açılmak istenmeyen bir tablo ve üç kızını bıraktı.

About the Author

Mert Kazan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir