Kim(ler) Suçlu?

1.548 views
views

Kadın hakları ve kadına şiddet..

Konu itibariyle yeni bir sorun değil aslında kadın hakları ve kadına şiddet. Türkiye’de hemen hemen her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında görmeye alışık olduğumuz tecavüz,dayak ve taciz olaylarının azalmasını beklerken;aksine toplum olarak artış gösteren bir grafik çizmekte olduğunu görüyoruz. Yaşanan Özgecan Aslan cinayetinden sonraözellikle şu günlerde kadın hakları ve kadının Türkiye’de ki yeri yeniden tartışılıyor.Tartışmalar devam ederken kadın ölümleri’de devam ediyor. Örneğin; Çengelköy’de eşi tarafından öldürüldükten sonra çöpe atılan 30-35 yaşalarındaki Kübra gibi!

Bu gibi olaylar her ne kadar toplum tarafından şiddetle kınansa da, olayların devam etmesi ve kadına yönelik şiddetin gün ve gün kontrol edilemez boyutlara varması, sorunun toplum içerisinde bulunan kurumlar ve bireyler aşamasında iyi özümsenmemiş ve sahiplenilmemiş olduğunu gösteriyor. Ve bundan dolayıdır ki, çoğu  kadın cinayeti ve kadına şiddet olayında suçluların, bu olayları gerçekleştirmesinde bu kriterler az veya çok etkili olabilmekte.Eğer bu gibi olayların önüne geçilmek isteniyorsa toplum olarak herkesin sorumluluk alması gerekiyor.Suçlamak kolay bir eylemdir, zor olan suç’a sebep olan faktörleri analiz edebilmekte. Hele ki kadına şiddet konusunda.Yapılması gereken bu gibi olaylara sebebiyet veren durumları derinlemesine incelemek ve çözümlemektir.Fakat görünen o ki toplum olarak bu konuda sorumluluk alma konusunda pek başarılı değiliz. Tabi bu gibi olaylarda sorumluluk almaktan uzak, yapıcı olmaktan çok yıkıcı olan  bazı çevreler, hoş olmayan açıklamalar yapmaktan çekinmiyor; “Müslüman ülke, tecavüz… fırsatçılığına soyunmayın, Amerika’da her iki dakikada bir kadın tecavüze uğruyor. Şimdi çenenizi kapatın”  gibi..

Evet,belkide bu olay sadece Türkiye’nin sorunu değil.Çoğu üçüncü dünya ülkeleri ve bazı gelişmiş ülkelerde hala aşılması zor bir problem.Bu ülkelerinde kadına şiddet ve kadın hakları konusunda buldukları çözümlerde birbirinden farklı ve karmaşık. Özellikle Ortadoğu ve Afrika ülkeleri kadın haklarını geri plana alırken; kadına şiddet,taciz ve tecavüz olaylarını ağır bir şekilde cezalandırma metodunu kullanıyor örneğin idam gibi. Tabi bu bölgenin toplumları konuya sosyolojik ve kadın hakları olarak bakmak yerine daha çok dinsel açıdan yaklaşıyor.Ülkemizde’de ara ara gündeme giren idam ve hadım etme konusu çözüm açısından değerlendirilirse tartışmalı diyebiliriz.Çünkü bu gibi suçlara idam veya hadım etme cezası veren ülkeler, aynı zamanda; günümüzde tecavüz ve kadın ölümlerinin en yüksek olduğu ülkeler!

İstatiklere bakıldığında idam ve diğer ağır cezaların çözüm niteliğinden uzak olduğunu gösteriyor.Fakat bu çözümsüz olduğunu tabiki de göstermez. Ülke olarak farklı açılardan yapabileceklerimiz fazlasıyla mevcut.

İlk olarak ailelerin çocuklarına verecekleri eğitimin önemi yadsınamaz.Özellikle ebeveynlerin, çocuklarına karşı cinsi anlayabilmesi adına iyi bir eğitim vermeleri gerekir.Bunun yanında aile içerisindeki kadın erkek ilişkileri de bir o kadar önemli.Anne ve babanın birbirlerine karşı iletişimleri ve hareketleri, çocukların psikolojik olarak hareket ve yaşam anlayışlarına ilerleyen yaşlarda yansımakta. Yine aynı şekilde ebeveynlerin çocuklarına doğru bir eğitim verebilmeleri  adına; devlet kurumlarının(Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı.. vb) yapmış oldukları; aile ve çocukları konu alan sosyal proje ve eğitimlerini arttırmasında büyük yarar var.

Siyasi şahıslarında, kadın haklarına büyük katkılar sağlayacağı birçok konu var aslında.Özellikle kadının siyasi hayatta potansiyel ve dinamik açıdan daha fazla yer edinmesine yardımcı olmak gibi.TBMM’de ki partilere baktığımız zaman, kadın milletvekili sayısı oldukça az. Toplamda bulunan 535 milletvekilinden sadece 77’si kadın! Günümüz demokratik Avrupa toplumlarında ise daha fazla.Afrika ülkesi olan Ruanda’da meclisteki 80 sandalyenin 40 ‘na sahip olan kadın milletvekillerini söylemiyorum bile!Türkiye’de ki Bu durum kadınların toplumda daha az temsil edilmesine ve kadınların hak arayışının kısıtlanmasına neden olmaktadır.Bu durumun önüne geçebilmek için başta cumhurbaşkanın desteğiyle, başbakan ve diğer muhalefet partilerin genel başkanları; partilerinde daha fazla kadın milletvekillerinin yer bulmasına öncü olmalıdırlar.Gerekleşen her kadın cinayetinden ve şiddetinden sonra tavırlarını net ,aynı zamanda sert bir şekilde ortaya koyarak, bu gibi olayları keskin bir dille kınamalıdırlar.

Çözümde önemli bir halkayı oluşturan yargı ise; kadın cinayeti ve kadına şiddet olaylarında verilecek cezaları daha iyi gözden geçirip, faillerine daha makul ve adaletli cezalar vermesi gerekir. İyi hal,takipsizlik ve birkaç yıl cezayla bu olayların önüne geçmek hiç ama hiç kolay değil.Aksine suçu işleyenler ne bir ders almış olur,ne de bu suçu yapmaya meyilli olanları caydırmaya.

Sonuç olarak; kadına duyulan önem ve kadın hakları zaman zaman unutulsa da, çağlardan beri kadınlar, haklarını aradı ve büyük emekler sonucunda bazı haklar edinmesini bildi.Bazen destek buldu bu hak arayışında, çoğu zamansa yalnız kaldı. Artık toplum olarak kadınlara; iş dünyasında,siyasette ve daha birçok alanda hak ettikleri konumu vermemiz gerekir.Eşit ve adil bir toplum için bu kaçınılmazdır.

 

Önceki İçerikHastane Krizi
Sonraki İçerikİnternet Güncelleniyor
Paylaş