Köşe Yazıları

Kadın Toplumun Mihenk Taşı Mıdır ?

ballbreaker

Bir süredir sosyal medyada arkadan çekilmiş bir bacak resmi dolanıyor. Genelde kadınların paylaştığı bu resim Capilano Üniversitesi’nden grafik tasarım okuyan Rosea Lake’e ait. Kadınlara yakıştırılan sıfatların yer aldığı paylaşımla sosyal medyada gündeme oturdu. Etek boylarına göre kadınların toplumda konumlandırılmasını ortaya koyan Lake önyargıları bir kez daha hatırlatmış oluyor.

Ön yargı sadece kadınların etek boyuyla ilgili değil tabi ki. Her konu da toplumun kronik hastalığı boyutunda. Ancak söz konusu kadın olunca bazı tabu davranışlar önyargıya neden oluyor. Bir haber sitesinde bile kadın, bacak, dekolte, mini etek gibi başlıklar ve görseller diğer haberlere nazaran daha çok ‘tıklanıyor’.

re_d

Bir kadının eteği kısaldıkça ahlaki kriterleri esnemeye başlıyor şeklinde peşin hüküm vermek en büyük ön yargılardan biri.

Hamilelerin sokağa çıkmasına karışan, barbie bebeklerden tahrik olan, annesinin dizkapağına dokunmasından etkilenenler insanları barındıran, ‘benim olmazsan taciz ederim’ şeklinde şarkı yapılan bir ülkede hele kadın olmak çok zor.

Bu yüzden kadın tacize ve tecavüze uğradığında ‘kuyruk salladı’ diyen erkek aklanabiliyor. ‘Zaten dekolte giymişti, eksik etek hak etti’ ya da ‘Açarsa bakılır’ anlayışıyla kadınların fiili olarak var olamayacağı açıkça ortada. Cinsel açılığı doyurmak için bir nesne değil, erkekler kadar söz hakkına sahip bir varlık olarak bakılırsa bu önyargılar değişebilir.

Ahlak anlayışının insanların açık ya da kapalı giyinmesinde değil, zihin yapısında oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Toplumun bu şekilde düşünmesindeki en önemli faktörlerden biri de kanaat önderlerinin de bu sığ anlayış içerisinde görüş beyan etmeleridir. Toplumun siyah ve beyazlardan oluştuğu savları söz konusu. Erkek ya da kadın olmak, ahlaklı ya da ahlaksız olmak, uzun giymişse muhafazakâr kısa giymişse ahlaksız olunduğu şeklinde bir güdümleme mevcut.

Evet, geleneksel değerlere saygı gösteren bir toplum içinde olduğumuz doğru ancak diğer gruplarında yaşamasına olanak vermek artık gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin olmazsa olmazıdır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesini kullandığı dil ve bürokrasisinin yürütüldüğü kurumlar da kolayca ortaya koyabilir. Daha yakın zamanda anketler yapılmasına neden olan, sadece kadınlar değil duyarlı erkekler tarafından da ifade edilen hatta bu durumun sözlükte uzun senelerdir devam ettiği, geç fark ettiğimiz ‘müsait’ tartışmasının dumanı hala üstünde. Nerede çirkin ve yoruma açık özellikte bir kavram varsa kadına yaftalanması acımasızca. Oysa kadın sadece ‘kadın’ dır.

Rosea Lake’in paylaşımında ifade ettiği sıfatlar fahişeden anaca doğru giden bir skalayı barındırıyor. Kadın eteği giydiğinde bu sıfatlara sahip oluyor da erkek kadına hak etmediği bu yakıştırmayı yaptığında hangi sıfatlara sahip oluyor bu da belki başka bir projenin konusu olabilir.

İşin asıl şaşırtıcı ve belki de üzücü yanı bu sıfatları bir kadının başka bir kadın için kullanması olsa gerek. Edilen küfürlerde bile cinsiyetçi söylemlere yer verilmesinin negatif ayrımcılığa yol açtığı konuşulurken bir de bu küfürleri eden kadınların olması da ayrı bir paradoks. Kadının da bu noktada kendi bilincini oluşturması gerekir.

Tv reklamlarında, mağaza vitrinlerinde, dergilerde, bilboardlarda, ürün pazarlarken ve daha akla gelebilecek bir çok yerde kadının objeleştirilmesi ve bedenin metalaştırılması günümüzde yadsınamaz hale geldi.

Bu tutumların önüne geçmek için önce erkeklerin eğitilmesi gerekmektedir. Kadın kendine yönelik olarak karşılaştığı güçlüklerle ilgili bir vaziyet planı elbette yapabilir ama asıl problematiği görmek gerekirse; olması gereken kadının erkeğe karşı önlem alarak yaşamak zorunda kalmadığı bir standardı sağlamaktır. ‘Kadının toplum içerisindeki rolü şunlardır yapmazsa tu kakadır’ görüşünün gittikçe esnemesi hatta olmaması gerekirken daha da nefes alınamaz boyuta varmakta.

Buna karşı bir kadın bir kadının zaten savunucusu olur ama erkek bilinci ve eğitimi sorunların ve sorumluların üstesinden gelmek açısından kilit öneme sahiptir.

Toplumsal cinsiyet tabusunun muhafazakar kalıplara sokularak özellikle kadınları kıskaca alan bir anlayış, kendisini demokrasi ve insan haklarının savunucusu addeden bir ülkede kadından ve hatta daha öncelikle olması gerektiği gibi insandan yana tavır almalıdır.

About the Author

Burcu Keskin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir