Kadın Olmaya Çabalamak

822 views
views

Türkiye toplumunda en önemli yanlışlardan biri kadın sorunu yaklaşımıdır. Oysa kadın bir sorun değildir. Var olan erkek sorunudur. Ataerkil toplum yapısından kaynaklanan yaklaşımlar kadınları bir sorun olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Erkek şiddeti, tacizi v.b nedenler negatif ayrımcılığın popüler hala gelmesine yol açmıştır. Bununla birlikte ülkemizde kadın cinayetlerinin sayısı günden güne artmaktadır.

zlostavljanje_1381481137_672x0

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun Eylül ayı verilerine göre 28 kadın öldürülmüştür. Kasım ayında Türkiye’de 15 kadın öldürüldü. Bu cinayetlerin kocaları tarafından işlenmesi yine şaşırtıcı olmamaktadır. Kadınların kendi hayatları ile ilgili kararlar alamaması, harcama özgürlüğünün olmaması, siyasi tercihlerinin kendi iradesinde olamaması toplumdan soyutlanmalarına neden olmaktadır. Küçük yaşta evlendirilen kadınlarda yaş ortalaması gittikçe düşmekte; çocuk gelinlere dönüşmektedirler. Zihinsel ve bedensel gelişmişliğini tamamlamamış çocuklar kendilerinden yaşça büyük insanlarla evlendirilmekte, daha kendileri büyümemişken bir de çocuk büyütmektedirler. Her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da baskılanan kadın aile müessesesi içinde bir köle haline dönüştürülmeye çalışılmakta, kırmızı çizgilerin dışına çıktığında şiddet, sözlü veya cinsel taciz ve yaralama durumlarıyla karşılaşmaktadır. Bununla ilgili yasal düzenlemelerin yetersizliği genel anlamda sorunların büyümesine yol açmaktadır. Caydırıcı cezaların hayata geçmesi ve konunun daha hassas ele alınması, gerekmektedir.

Bakanlığın bu konudaki çalışmaları yeterli olmamaktadır.  Boşanmak istediği için öldürülen ya da şiddete uğrayan kadınların beklentileri eşlerinin sadece rehabilite edilmesi değil aynı zamanda bu eylemin tekrarlanmamasını sağlayacak düzenlemelerin uygulanmasıdır. Denetimli serbestlik kararlarının despotizmi önlemediği açıkça görülmektedir.

Geçtiğimiz günlerde tecavüzcüsünü öldürdüğü için idam edilen Reyhaneh Jabbari . 7 yıldır cezaevinde idi. Toplanan imza kampanyalarına ve İran Hükümeti’ne yapılan çağrılara rağmen infazı durdurulamadı. Bu sadece kadın hakları savunucularının değil insan hakları savunucularının da bir problemi haline gelmelidir. Toplumda cinsiyet kayırmacılığının günümüz dünyasında sosyal ve hukuksal sistem içerisinde artık yeri olmamalıdır. Kadın ve erkeğin değil tüm cinsel yönelimlere eşit şartlarda var olabildiği ve saygı duyulabildiği, insanca bir yaşam için çabalanmalıdır.  Bunun sağlanması adına birçok platform, topluluk ve dernek eylemler düzenlemiş, farkındalık kampanyalarında bulunmuş, kamuoyunda bir ses olmaya çalışmıştır. Toplumda eşitlik algısının içselleştirilmesi ve eşitsizlikle mücadele edilmesi, hukuksal takibinin yapılması ve çalışmaların arttırılması bu sorunların çözümünde bir nebze fayda sağlayacaktır.

Burcu KESKİN

Önceki İçerik3 Boyutlu Yazıcılar
Sonraki İçerik9 Metrekare
Paylaş