Günümüzün Vebası “Empati Yoksunluğu”

2.871 views
views

       Empati, terim olarak; bir insanın kendisini karşıdaki insanın yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini doğru algılamak çabasıdır.Daha idrak edici olmak gerekirse bu kelimenin anlamı ; iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırma becerisinde aynı zamanda bir başkasına ” aynı şeyi senin anana bacına yapsalar hoşuna gider mi?” sorusunda gizli olduğunu fark etmek mümkün.

      İnsanlar neden empati kuramıyor? Empati kurmak doğuştan bir yetenek mi ? Empati kurmak eğitimle kazanılır mı? Yahut empati tıbbi müdahale ile enjekte ediliyor olsaydı ne kadar çoğunluk  bunun gönüllüsü olurdu? Bu sorular havada uçuşurken, gerçek şu ki insan bencillikten çıkamıyor,kendini sorgulamak yerine insanlar hakkında hüküm verip yargılamaya gidiyor. Sonunda insan,yalnızlık çekiyor.

      Son yıllarda   bir çok makalede  özellikle günümüz şartlarında insanların mutsuzluğunun temelinde bu sorunun yattığı konuşuluyor.Hatta empati eğitiminin bebeklikte başlamasının önemini kavrayıp uygulayan ülkeler bulunuyor.Adeta bir ruh hastalığı olması yönünde iddialar da dile getiriliyor.

     Bu kuramı en anlamlı şekilde vurgulayacak olduğumuzda “empati”, ne doğuştan bir yetenek, ne zaman alacak bir eğitim süreci ne de tıbbi bir müdahaledir.Bu kuram tamamen insanın “ben”  değil de “herkes” diyebilme ölçüsüne göre rol çizen bir durumdur.Sonucu en özel bir fıkraya dökecek olursam: Nasreddin Hoca bir gün eşekten düşer ve acıyla kıvranır.Başına toplanıp hemen bir doktor arayışına geçen insanlarla dolar etrafı. ve o an Nasreddin Hoca o insanlara  der ki :  “Bana doktor değil,eşekten düşmüş birini bulun.”