Eşref Saat

1.394 views
views

‘Çocukalarımıza, hatta yalnız çocuklarımıza değil her seviyedeki halkımıza vazife duygusunu, daha çok çalışarak refahını arttırmayı, kendisine olduğu kadar etrafına da faydalı olmayı, güçlüklerden yılmamayı ve bunların dışında ailesine bağlı kalmasını, şevkati, doğruluğu, adaleti, iyilik etmeyi, insan olarak manevi değerler kazanmayı, kısacası iyi ve faziletli bir insan olmayı telkin eden kitaplarımız ne kadar azdır! ‘ cümlesiyle başlar Şevket Rado’nun ‘Eşref Saat’ adlı kitabı. Ve önsözde yer alan bu cümleler kitap içeriğinin genel bir görüntüsüdür. Bu kitapla, daha iyi ve daha ahlaklı bir birey ve bireyden topluma giden yolu göstermiştir Şevket Rado.

Şevket Rado, ‘ Bir sene evvel sahaf dostuma ahlah ve terbiye üzerine yazılmış Türkçe kitapları toplamasını rica ettiğim zaman on beş günde bana irili ufaklı 80 kadar kitap göndermişti. Bunların hepsi arap harfleriyle idi ve yine hepsi vatandaşın ahlakça ve insan olarak yükselmesine hizmet etmek gayesiyle yazılmıştı. En derli toplusu ve faydalısı, Muallim Naci’nin ‘Mekteb-i Edeb’ adlı eseriydi. Sonra? Sonrası hemen hemen yok gibidir. Senelerdir İstanbul Radyosunda sadece hayatı sevmeyi, çalışmayı, daha iyiyi aramayı, iyiliğe ve doğruluğa kıymet vermeyi telkin ederek vatandaşlarıma faydalı olmak maksadıyla hazırladığım konuşmalardan bir kısmını şimdi bir araya toplarken bu küçük kitabın genel terbiyeye hizmet edeceğine inanıyorum.’  Diyerek  kitabı hangi amaçla yazdığını dile getirmiştir. Toplumun kalkınmasını ve daha ahlaklı bir toplum yapısına ulaşabilmek için; edebiyatımızdaki eksikliği görerek bunu gidermeye çalışmıştır.

‘Eşref Saat’ adlı eserinde; dünyadan ve insanlardan şikayet, yaşama zevki, güler yüze ve gülmeye dair, tatlı dile dair, gençliğin kıymeti, gönül zenginliğine dair, takdire dair, iyimserlik ve kötümserliğe dair… gibi bir çok konuyu ele almıştır Şevket Rado. Günümüz insanlarının sorunları olmaya devam eden bu konu başlıklarını kimi zaman yaşanmış hikayelerle kimi zaman da sübjektif düşüncelerle açık bir şekilde dile getirmiştir.

Güler yüze ve gülmeye dair:

‘Unutmayalım ki biz insanların hayvanlardan bir farkımız konuşmaksa öteki farkımız da gülmektir.’

‘Bu dünya öyle çatık kaşla dolaşmaya, şunun bunun kalbini kırmaya değer bir dünya değildir. Onun için güler yüzlü insanlar arasında yaşayanların hayatı asık suratlı insanlar arasında kalmış insanların hayatından daha tatlı geçer.’

‘Filozof Tagor da kendi hususi okulunda öğrencilerine günde bir saat gülmeyi, kahkahalarla gülmeyi değilse bile gülümsemeyi talim ediyordu. Japonlarda yüksek terbiye, en büyük matem günlerinde bile gülümsemeyi emreder. Kocası ölen bir Japon kadını ziyaretçilerini gülerek karşılamak mecburiyetindedir.’

‘Bektaşi’nin hikayesini bilirsiniz: 80 yaşında öldüğü halde mezar taşına 5 sene yaşadı diye yazdırmış. Bu beş sene onun hayatta gülerek, neşe içinde yaşadığı, gam kasvet nedir bilmeden hoşça geçirdiği senelermiş. Hayatınızı yaşadığınız yıllar boyunca uzatabilmek için her anınızı gülerek geçirmeniz lazımdır.’