Dışımızdaki Masum: Sabahattin Ali

697 views
views
       Modern Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Sabahattin Ali kırk bir yıllık kısa ömründe üç roman, beş öykü, bir şiir kitabı yazmış ve yedi kitap çevirmiştir. Başta Markopaşa olmak üzere Malumpaşa, Alibaba, Tan, Zincirli Hürriyet gibi süreli yayınlarda çok sayıda düşünce yazısı kaleme alınmış; çevirileri Tercüme, Ulus, Varlık ve Yeni Anadolu’da yayımlanmıştır. Sabahattin Ali öykücülüğü üzerine konuşmak gerekirse milat kelimesini sıkça duyarız. Çünkü birçok araştırmacı ve edebiyat eleştirmenine göre Sabahattin Ali ve Sait Faik, Türk öykücülüğünün iki temel direğidir.  Peki Sabahattin Ali’nin bugün bile genç  yazarları etkileyen, okuyucuların yüreğine dokunmasını sağlayan özellikleri nelerdir? Kısacası; Sabahattin Ali’yi neden severiz?
      Sabahattin Ali öykülerinin temel konularından biri ezen-ezilen ilişkisidir. Sabahattin Ali, devletin baskı aygıtlarının yanında, ağa-köylü, işçi-işveren ilişkilerini anlatan öykülerde kaleme almıştır. Kanal, Kağnı gibi öyküleri köydeki sınıfsal çatışmaları yansıtırken, Apartman, Isınmak İçin, Mehtaplı Bir Gece gibi öyküleri şehir yaşamını ve ezen-ezilen ilişkilerini ele alır. Özellikle taşradaki jandarma, idari amirlikler ve köyün ya da kasabanın ileri gelenlerin arasındaki ilişkiler çok çarpıcı bir şekilde anlatılır. Sabahattin Ali tüm bu iktidar ilişkilerinin ve dengelerinin arasında ezilen, horlanan, aşağılanan halkın yaşamını, işçi ya da köylü seviciliğine gönül indirmeden, yalın şekilde anlatır. Sabahattin Ali!yi okurken dikkatiniz ne anlattığından çok nasıl anlattığına kayar. Sanki kelimeler “o anlatsın diye var olmuşlar” gibi kullanır dili.
      Sabahattin Ali öykülerinin biçim ve dili de onu sevmemizi sağlayan önemli bir köşe taşıdır. Öykülerinde sade bir dili ve klasik öykü biçimini koruyan Sabahattin Ali, nasıl değil neyi anlatması gerektiği üzerine kafa yormuştur. Sabahattin Ali’nin dili, sadece yabancı sözcüklere değil aynı zamanda şive ve ağızlara kapalı, herkesin anlayabileceği bir dildir. Cümleler çoğunlukla, kısa ve anlaşılırdır. Betimlemeler ve sıfat kullanımı sınırlıdır. Klasik öykü biçiminden saptığı öykülerin de ise ya politik taşlama, kara mizah örnekleri kaleme almış ya da masalsı anlatım biçimleri kullanmıştır. Sabahattin Ali’nin kurduğu sade, kısa cümleler çoğu zaman kolay anlaşılabilme kaygısına yorulmuştur. Oysa anlatılan olayların vuruculuğu ve toplumsal derinliği, öykülerin daha geniş bir bakış açısıyla yorumlamayı zorunlu kılmıştır.
      Türk edebiyatında kısa öyküye itibar kazandıran, kısa öykünün insanı, toplumu ve yaşamı anlamada bize yardımcı olabileceğine ikna eden, Sabahattin Ali’yi sevmek için sebeplerimiz o kadar çok ki. Ödün vermez entelektüel tavrı, kendini eleştirmekten çekinmediği keskin kalemi ya da insanın içini ısıtan gülümsemesi bile Sabahattin Ali’yi sevmemiz için yeterli bir sebep olabilir. Ama yine de, Sabahattin Ali’yi ezilenlerin, hor görülenlerin, paçası çamurluların, çıplak ayaklarıyla bozkırları arşınlayanların, okul sonraları “arabalar beş kuruş” diye çığırarak para kazanmak zorunda olan çocukların öykülerini yazdığı için, bizi hem kendi tarihimizle hem de bugünümüzle yüzleştirdiği için de seviyoruz.

 

     “Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”
      -Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

 

kaynak:http://www.edebiyathaber.net/