Devlet ve Üzüm

775 views
views

İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölür. Peki ya devlet? O da bizim evrelerimizden geçmiyor mu?

Platon üç sınıfa bölmüştü bizi Devlet’inde. İdareciler, askerler, çalışanlar. İdareci yönetecekti çalıp çırpmayacaktı. Askerler sarayın değil ülkenin bekçisi olacaktı. Çalışanlar ise erdemini muhafaza edecekti ve de herkes eşit olacaktı. Sokrates de biliyordu ütopik olduğunu ama bir yerden başlamak lazımdı.

Peki biz nerede yanlış yaptık? Ben söyleyeyim. Üzümü bağı ile yedik. Etraftaki çiftçilerin suyunu kullandık ama faturasını üzümü yiyemeyenlere kestik. Onlar da ödeyemeyince düşman edindik. Ama görüyorum yarımız hala aç, goruk da olsa birkaç parça üzüm için bağı satmaya hazırlar.

Eminim ki Sokrates bu ütopyayı düşünürken idarecilerin bu üzümden şarap yapacaklarını, bahçeyi sulayanlara çekirdeksiz, koruyanlara çekirdekli üzüm, parası olup da sulamayanlara goruk, parası olmayanlara ise üzüm vaadiyle çöpünü vereceği aklına gelmemiştir.

Dionysos’un kurduğu, büyüttüğü bu bahçeye Nemesis’i sokarsan o bahçe fazla yaşamaz, hastalanır. Ben 90 yaşındaki hasta bir çınarı, yine hasta olan bu bahçeye gömdüğümü biliyorum. Senin de yaşın geldi, geçiyor bile ey koca bahçe…