Çözüm Süreci Mi?

652 views
views

Oslo, Dolmabahçe, Habur, İmralı gibi dikkat çeken adımlarla başlayarak ilerleyen ve Türkiye’nin otuz yıllık terör defterini kapatmasını umduğu ve adını pek çok kez değiştirsede Çözüm Sürecinde mutabık kalınan PKK’nın eylemsizlik kararı 7 Haziran seçimlerinden sonra kendini yeniden şiddet ve teröre bıraktı.

Bir şekilde bu konunun tarafları olarak nitelenen bazı gruplar bu süreçte hükümeti, bazıları PKK’yı suçlamakta. En son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her zaman programlarına konuk olduğu bir kanalda yaptığı açıklamada tüm ilgileri toplayan bazı açıklamalarda bulundu meseleyle ilgili. PKK terör örgütünü kastederek ”Bunlar çözüm sürecini silah stoklama süreci olarak değerlendirmiş” dedi. Muhalefetin iki sesi CHP ve MHP ise bu süreçte başbakan olarak görev yapan Erdoğan’ı samimiyetsizlikle, şiddetten oy devşirme çabası içinde olmakla eleştirdi.

Siyasilerin bu süreçten kazanımlarının ne olacağı bilinmez fakat 7 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye, asker ve polis olmak üzere 110 üzerinde şehit vermiş ve geçen her gün yeni bir haber daha alma telaşına kapılmış durumdadır. Sokak ortasında hendekler kazılmakta, çocukların dahi öldüğü şehir meydanlarında çatışma haberleri gelmektedir. TSK yaptığı açıklamada sokağa çıkma yasağının aralıklarla 9 gün sürdüğü Cizrede, terör örgütünün EYP, silah, mühimmat stoklarının pek çoğunun imha edildiği bilgisini verdi. Bazı kaynaklar bölgede belli evlerin birbirlerine bağlanarak şehir savaşlarına hazır hale getirilmeye çalışıldığını dile getirmektedir.

Hükümetin bu süreçte valilere tanıdıkları yetki de tartışılan bir diğer husus. TSK yine yaptığı açıklamada 292 operasyon isteğinde yalnızca 8 tanesine olumlu yanıt aldığını ifade ediyor. Tüm bu süreçte infaz edilen köy korucuları, eşinin yanında, ensesinden şehit edilen askerlerle karşılaşan Türkiye, işlerin rayına oturmaya başladığını düşündüğü bir zamanda iki polisin uyurken şehit edilmesi ardından 2 ton 3 ton gibi yüksek yoğunluklu patlayıcıların kullanılmasıyla gerçekleşen pusu saldırılarıyla yüz yüze geldi bir anda.

Strateji ve mücadele yöntemi olarak ilk kez böyle bir yol izleyen terör örgütü tüm ateşkes çağrılarına göz yummakta ısrar ve inatla eylemlerine de devam etmekte.

Şiddet olayları provokasyon ve galeyanlarla birleşince Kürt kökenli olarak bilinen mahalle, iş yerleri ve sokaklara saldırılarda bulunan kalabalıklar türedi. Terörün bir başka yüzünün bu olduğunu anlatmakta güçlük çeken Türkiye, başından beri siyaseti tam olarak yapılamamış bir sürecin cefasını mı çekmektedir soruları geliyor akla.

Tüm bu kötü haberlerin karşısında umulan odur ki Türkiye, yıllardır aradığı güven huzur ve refah ortamına bir an önce ulaşabilsin.