Cesur Yeni Dünya

1.190 views
views

Cesur Yeni Dünya, Huxley’in eserleri arasında kendisine özel bir yer edinmiş distopik bir eserdir. Huxley bu kitabı yazarken ‘Yevgeni İvanoviç Zamyatin’ in ”Biz” isimli distopik eserinden oldukça etkilenmiştir. Tıpkı George Orwell’ ın ”1984” isimli eserini yazarken etkisinde kaldığı gibi.

Romanın kurgusu Londra’da 26. yüzyılda geçmektedir. Ve ütopik gibi görünen ancak distopik bir dünya söz konusudur. Çünkü insanlık sağlıklı, teknolojik açıdan gelişmiş, savaşlar ve yoksulluk yok edilmiştir. Bu refah toplumunun kurulması ise birey için önemli olan birçok değerin yok edilmesi, kaldırılması ile sağlanabilmiştir. Aile, kültürel çeşitlilik, sanat, edebiyat, din ve felsefe yok edilmiştir. Toplumun zevki ise yöneticilerin, herkese verdiği soma adı verilen haplardır. Ve bu soma hapları sayesinde herkes mutlu ve hayattan keyif almaktadır.

Teknoloji, hayatın tümünü kaplamış ve tek gerçeklik olarak görülmektedir ve ”Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi” adı verilen kurumlarda kuluçka makinelerinde insanlar üretilir. Kuluçkada üretilen insanlar kurum bünyesinde oluşturulan yeni dünyanın şartlarına ve ihtiyaçlarına göre yetiştirilmektedir. Kuluçkadaki insanları belirli yöntemlerle zeka seviyesini, fiziksel durumunu değiştirebilmektedirler. Bu nedenler insanları gruplara ayırma yoluna gitmişlerdir. İnsanlar zeka seviyesine göre; Alfa, Beta, Gama, Delta ve Epsilon olarak isimlendirilmiştir.

Yine ‘Kuluçka ve Şartlandırma’ merkezlerinde insanlar mensup olduğu grubu sevmeye diğer gruplarda olmak istememeye şartlandırılmıştır. Böylelikle herkes bulunduğu konum itibariyle hayatlarından memnun olacak ve sisteme başkaldırma faaliyetlerinde bulunmayacaktır. Kısacası Sistemin devamlılığını sağlayan unsur şartlandırma merkezleridir.

Huxley’in distopyasında duyguların uzak durulması gereken kavramlar olduğu kabullenilmiştir. İnsanların sevme, aşık olma, arkadaşlık hissi, sadakat ya da güven gibi kavramlar toplum tarafından kabul görmeyen durumlardır. Çünkü toplumda ”Herkes herkes içindir.”.

Değinilen bir diğer önemli konu ise tüketimdir. Toplumda tüketim had safhada ve tüketime teşvik etmeyen her davranış ayıplanıyor ve yanlış görülüyor.

‘Eski elbiseleri daima çöpe atarız. Atıp kurtulmak onarmaktan iyidir.’

‘Oturup kitap okursanız fazla bir şey tüketemezsiniz.’

Oluşturulan bu yeni dünyanın ayakta kalabilmesini sağlamak için ilk önce şartlandırma merkezleri öne çıkıyor. İlerleyen yaşlarda ise bireyin hissetmemesini sağlamak amacıyla verilen haplar öne çıkmaktadır. Çünkü temel düşünce ”birey hissederse, toplum sendeler.” Bu nedenle bireyin düşünmemesi ve hissetmemesi için sistem bu doğrultuda kurulmuştur.

Günümüz dünyasında teknolojik gelişmelerin ve toplum yapısındaki bozulmaların doğrultusunun neresi olduğunu kestirmek kolay değildir. Ancak şunu da söylemek gerekir ki Huxley’in öngörüleri toplumda yavaş yavaş kendisini göstermektedir.