ÇAĞIMIZIN VEBASI: DEPRESYON

46 views
views

Depresyon, günümüzde oldukça yaygın olan ruhsal bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü
(World Health Organization (WHO))’nün yaptığı açıklamaya göre dünya çapında, her yaş
gurubundan toplamda 300 milyondan fazla insan depresyon ile mücadele etmektedir. Dünya genelinde halsizlik, yetersizlik ve iş yapamama durumlarının en önde gelen sebebi
depresyondur ve tüm hastalıklar içerisinde payı en büyük olan hastalıktır. Kadınlarda
erkeklere nazaran daha fazla görülen depresyon intihar vakaları ile sonuçlanabilmektedir.
Bununla birlikte depresyon tedavisinde etkili birçok yöntem bulunmaktadır. Dünya genelinde oldukça yaygın bir hastalık olan depresyondan 300 milyonun üzerinde
insan muzdarip. Uzun süren ve şiddetli depresyon durumları ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir. Depresyon normal ruh hali dalgalanmaları ve günlük hayatın zorluklarına karşı gelişen kısa süreli duygu değişimleri ile karıştırılmamalıdır. Depresyon halindeki birey iş yerinde, okulda ve özel hayatında başarısızlıklar yaşar ve bunlar kişinin intihar etmesi ile sonuçlanabilir. Her yıl 15-29 yaş arası ortalama 800.000 kişi intihar sebebiyle hayatını kaybetmektedir.
Ayrıca depresyonun tedavisinde etkili yöntemler olmasında rağmen depresyondan etkilenen insanların yarısından azı bu tedavilere başvurmaktadır. Bu oran birçok ülkede %10’un bile altında kalmaktadır. Bu hastaların tedavi olmasının önündeki en önemli problem toplumsal kaygılardır. Bugün dünyanın birçok yerinde depresyon herhangi bir fiziksel hastalığa kıyasla saklanması, utanılması gereken bir durum gibi görünmektedir. Oysa ki depresyonun temelinde yatan sebepler yine metabolizmadaki bozukluklardır. Metabolizmadaki bu bozuklukların sebebi yetersiz ve dengesiz beslenme olabileceği gibi aşırı stres koşullarında yaşamak da olabilir. Birçok hastalıkta olduğu gibi depresyonda da stres, insan metabolizmasında dengeleri bozmakta, sinir sistemine hasar vermektedir. Bunun sonucu olarak kişi kendini mutsuz, halsiz ve sinirli hissetmeye başlar. Uyku problemleri, kabus görme, iştahsızlık, kilo kaybı ya da kilo alma gibi problemler ise akabinde gelmektedir. Bu sırada çevrenin olumsuz tepkilerine maruz kalmaya devam eden ve tedavi almayan bireyin durumu daha da kötüye gitmeye başlar. Bu durumda yapılması gereken ilk iş toplumun ruhsal hastalıklara karşı bakış açısını değiştirmektir. Ruhsal hastalıklar metabolizmadaki bozukluk ya da bozukluklar olarak görülmeli ve gereken tedavi alınmalıdır. Böylece özellikle 15-29 yaş arasındaki yani insan hayatı için temel aksiyonların alındığı bu yaş gurubundaki insanların hayat kaliteleri yükseltilebilir. Depresyon tedavisinin alınmamasındaki diğer sebepler ise kaynakların ve bu konuda eğitimli sağlık personellerinin yetersiz olmalarıdır. Diğer bir sebep ise yanlış tanıdır. Dünyada her ülkeden, her ekonomik sınıftan insanlar yanlış tanı yüzünden acı çekmektedir. Depresyon halindeki insanın hastalığı yanlış yorumlanmakta ve daha da kötüsü depresyonda olmayan bireylere depresyon tanısı koyulup antidepresan tedavisine başlanılmaktadır. Dünyada giderek artan depresyon ve diğer ruhsal hastalıklar nedeniyle WHO tarafından Mayıs 2013’te ruhsal hastalıklara karşı ülke düzeyinde kapsamlı ve düzenli sorumluluk alma çağrısı yapılmaktadır. Belirtilerin yoğunluğuna göre depresyon hafif, orta ve şiddetli olmak üzere 3 guruba ayrılır ve bu türlerin her biri tedavi uygulanmadığında kronikleşebilir. Belirtiler arasında kişinin ilgi ve keyfinin azalması, en az iki hafta süren ve kişinin sergilediği aktivitelerin azalmasına sebep olan enerji eksikliği, uyku ve iştah kaybına sebep olan kaygı (anksiyete) bozukluğu belirtileri, suçluluk ve değersiz hissetme, konsantrasyon zayıflığı ve hatta tıbbi olarak açıklanamayan hastalıklar bulunmaktadır.
Depresyon sosyal, psikolojik ve biyolojik etmenler sonucunda gelişen bir hastalıktır.
Genellikle işsiz kalma, bir yakınını yitirme ya da psikolojik travmalar depresyon ile
sonuçlanmaktadır. Depresyonu önlemek için okul-temelli programlar dâhil birçok toplum
aktiviteleri, pozitif düşünceyi zenginleştirecek ve aile-çocuk ilişkilerini geliştirecek ve sosyal
aktiviteleri artıracak yönde çalışmaktadırlar.
Dünyanın önde gelen problemlerinden biri olan depresyon devletin ve toplumun birlikte
hareket etmesi ile düzelecektir. Bunun için devlet tarafından sağlık sektöründe iyileştirmeler yapılması, eğitimli personel sayısının artırılması yonunde; kişinin sosyal aktivitelerini arttiracak ve sosyo-ekonomik düzeyini yükseltecek yönde çalışmalar yapılmalıdır. Toplumun ise depresyona ve diğer ruhsal hastalıklara karşı bakış açısını değiştirmeli özellikle ebeveyn ve eğitmenlerin gençlerin yanında olmaları gerekmektedir. Bireysel olarak da depresyona karşı mücadele için dengeli beslenmeli, iyi uyumalı, spor yapmalı yani en azından fiziksel sağlığımızı koruyacak yönde hareket etmeliyiz.