EKONOMİ

Bretton Woods’tan Neo-Liberalizme Merkez Banksı Politikaları

unnamed

Bretton Woods Sistemi’nin hakim olduğu 1945-70 yılları arasında merkez bankaları yeniden yapılanmış ve öncelikli hedeflerini büyüme/kalkınma olarak belirlemişlerdir. Sabit kur sisteminin ve sermaye kontrollerinin geçerli olduğu bu dönemde birçok ülkede merkez bankaları sanayi sektörünü destekleyerek kalkınmanın finansmanı sağladılar. Türkiye’de ise selektif, doğrudan ve orta vadeli krediler yoluyla büyüme hedeflerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Ancak 1971 yılında bu sistemin çökmesiyle birlikte iktisat politikalarına neo-liberal politikalar hakim olmaya başlamıştır. Neo-liberal politikalar merkez bankalarının diğer iktisat politikası hedeflerinden arındırılmasını ve öncelikli hedefinin fiyat istikrarı olmasını amaçlar. Neo-liberal yaklaşıma göre enflasyon hedeflemesi politikası ile fiyat istikrarı sağlanacak, böylece ekonomik büyüme için uygun koşullar yaratılacaktır. Dünya ekonomisinde 1970’li yılların başından itibaren şiddetlenmeye başlayan krize karşı uygulamaya konan neo-liberal politikalar beraberinde finansal serbestleşme sürecini de getirmiştir. Böylece finansal sermaye istihdam ve üretim gibi reel değişkenlerden uzaklaşmış ve finansal piyasalarda kırılganlıklar artmaya başlamıştır. 1989 yılında TL’nin konvertibilitesini IMF’ ye onaylatabilmek için dış ticaret ve mali piyasalarda her türlü serbestleştirmeyi gerçekleştiren Türkiye’nin bu yıldan itibaren giderek sıklaşan krizlere girmesi de finansal serbestleşme sürecinin bir sonucudur. 2000’li yıllar boyunca uyarılmaya çalışılan kısa vadeli sermaye girişleri ile bir yandan kamu ve özel kesimin borçları finanse edilmiş, bir yandan da ülkede artan döviz rezervi nedeniyle değerlenen ulusal paranın ithalat hacmini genişletmesi cari işlemler açığının artmasına sebep olmuştur. Değerlenen TL’nin ithal malların fiyatlarında düşüşe sebep olması yerli üretimi olumsuz etkilemiş ve sanayi üretimi giderek dışa bağımlı hale gelmiştir. Sonuç olarak neo-liberal politikalar; merkez bankalarının en önemli amacı olan fiyat istikrarını sağlayarak ekonomik büyüme için uygun zemin yaratma sürecinin işlevselliğini uluslararası sermaye akımlarındaki serbestleşme yoluyla bozmuştur. Merkez bankaları, neo-liberal politikaların yol açtığı bu olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak için reel ekonominin ihtiyaçlarına göre hedefler belirlemeli ve kalkınmayı arttırıcı politikaları öncelikli amaçları olarak uygulamaya sokmalılar.

About the Author

Ali Kaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir