Ben Hasta Bir Adamım…

1.112 views
views

Yeraltından Notlar; Dostoyevski’nin, Camus dahil olmak üzere birçok batılı düşünürü varoluşçu anlamda etkilemiş bir klasik olarak kabul edilen kısa romandır. Kitap; Gerçek dünyadan kendini soyutlamış veya buna zorunlu kalmış bir kişinin iç çatışmalarını ve hezeyanlarını ana eksen olarak belirler. ”Yeraltı Adamı”nın monoloğu ve ünlü “Ben hasta bir adamım…” ifadesi ile romana giren Dostoyevski, bu romanıyla sonraki döneminin büyük eserlerine giriş yapmıştır.

İlk bölüm, ”Yeraltı Adamı” olarak tanınan karakterin itirafları, serzenişleri, hakaretleri, hayıflanmaları kısacası iç dünyası üzerine bir monologdur. Çevresindeki insanlardan tiksinen, insanları nefretle anan, insanları belki de hiç sevmemiş gibi görünen kapalı bir karakterdir ”Yeraltı Adamı”. İkinci bölümde ise ”Yeraltı Adamı” nın bir anlık çıkışı ve daha önce arkadaşı olduğu anlaşılan (belirtilen) kişilerle bir hesap görmesini izleriz.

İkinci Bölümde yeraltından çıkan kahramanın çevresiyle olan ilişkilerini, toplumdaki eşitsizlik olgusunu ve en önemli olarak da bireylerin kendilerini toplumda konumlandırma çabalarına değinmiştir. İkinci bölüme şöyle başlamıştır yazar: ”Değerli okurlarım, şu an siz dinlemek isteseniz de istemeseniz de ben, sizlere bir şey bile olamadığımı anlatmak istiyorum. Tüm içtenliğimle ve ciddiliğimle söyleyeyim, böcek olmayı bile şiddetle istedim. Ama ne yazık ki buna bile ulaşamadım.” yine ilerleyen bölümlerde ”Oysa orada bana bir böcek kadar bile değer vermediler.” ifadeleriyle Kafka’yı etkileyecek ve Kafka’nın Dönüşüm adlı romanının esin kaynağı olacaktır.

Dostoyevski’nin bu eserini Çernişevski’nin ”Nasıl Yapmalı” adlı ütopik sosyalist eserine bir nevi cevap olarak yazdığı kabul edilir. Çernişevski’nin yine Petersburg’da geçen romanındaki iyimserliğin karşısında yeraltının karanlık gurultusunu seslendirir yazar.

Dostoyevski, Yeraltından Notlar’da  alışılmışın dışında bir karakter yaratır ve kendi ifadesiyle bir kahramanın karşıtı ne varsa özellikle bir araya getirir. İçinde yaşadığı dünya incitmiştir yeraltı adamını. Mevcut toplumsal ilişkilerdeki tıkanmışlığın nedenlerini enine boyuna bulanık zihninde anlamaya çalışan fakat bir türlü beceremeyen bir adamdır. Yarı mezcup, asabi ve korkak duygularının esareti altındadır. Karmaşık duygularında, düşüncelerinde baskın olan öğe kararsızlıktır. Yeraltı adamı, onu bu hale getiren toplumsal-ahlaki değerlere kafa tutup isyan eder. Yeraltı adamı korkaktır, gerçeklik incitmektedir onu, kimi zaman iyiliksever kimi zaman gaddar bir kişiliğe bürünebilmektedir. Yeraltı Adamı’nın adı yoktur. Dostoyevski bu amaçla eserlerinde, tüm insanlara seslenmiştir. Herkes okuduğunda bir nebze de olsa kendini bulabilsin diye.

”Ben hasta bir adamım…”, kitabın ilk cümlesidir. Ve edebiyat dünyasının en etkili giriş cümlelerinden biri olarak kabul edilmektedir. ”Ben hasta bir adamım…” diye başlayan ve hemen ardından bu cümleyle ilişkili olan öteki cümleler, Yeraltı Adamı’nın aslında hasta olmadığını duygularının yardımıyla belli eder. Peki neden bu cümleyi kurdu? Yeraltı Adamı’nın eksikliğini hissettiği ya da özlemini duyduğu; görülmek, ilgi çekmek, duyulmak, önemsenmek gibi duyguları yaşamak için böyle bir davranışta bulunmuştur. Çünkü yıllarca karanlık mahzeninde, insanların dünyasından uzakta, onları bir ”delikten dinleyerek” geçirmiştir yıllarını. Asıl soru; egomuzu tatmin etmekten, insanlara ön yargılı  yaklaşmaktan, erdemsizlik ve ölçüsüzlüğü baş tacı yapmaktan, hırs sahibi olmaktan, giyimimizin toplumsal statümüzü yükselteceğine inanmaktan, iki kere ikinin dört ettiğini kayıtsız şartsız kabul etmekten, bir vida değil de insan olduğumuzu her an kendimize kanıtlamaya çalışmaktan başka ne yapıyoruz ?

Günümüzde ”Ben hasta bir insanım…” diyemeyecek kaç kişi var ?