Bay Bay Hemde Türkçe

1.180 views
views

Toplum olarak en çok sevilen huyumuz çabuk unutmamız olsa gerek. Kronikleşmiş bu hafıza kaybının ortasında,2015 Nisan’ın 19’u önemli bir yer tutar.

Bir insan tahayyül edin ki kuramsal kimyacı, moleküler biyoloji, genetik ve gen bilimi, matematik konularında uzmanlaşmış olsun. Tüm bunların yanında yaşadığı toplumun dili ve diğer sorunlarıyla da yakından ilgilensin. Yetmezmiş gibi, dünyada elli yılı aşkındır çözülemeyen bir matematik denklemini çözsün ve hatta yaşadığı dönemin en genç profesörü sanını alsın. Yayımladığı sayısız kitap ve makaleden tanıyacağımız bu isim hiç şüphesiz ki Oktay Sinanoğlu…

Oktay Sinanoğlu’nun doğumu, babasının, İtalya’nın Bari kentinde başkonsolos olduğu 1935 yılının 25 Şubatına denk gelir. Dünya savaşlarının ikincisinin başlamasının ardından ailesiyle beraber yurda döner.

Zamanın Ankara’da ki önemli eğitim kurumlarından biri olan TED Koleji Lisesi’ni burs ile kazanır. Hiç sene kaybetmeden tamamladığı okulunda, diplomasını derece ile birinci olarak alır.

Kimya okumak ister ve okulun bursuyla,İkinci Dünya Savaşı’ndan zaferle ayrılan dönemin gözde ülkesi olan ABD’ye gider. 1957 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nü sekiz ay gibi bir sürede bitirerek yüksek kimya mühendisi olur. General Motors’un 1920-1950 arasında ki ünlü yöneticisi Alfred Sloan anısına verilen aynı adı taşıyan ödülü 1957 yılında mezuniyetiyle beraber alır.

1959 yılına gelindiğinde artık Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de kuramsal kimya doktorasını tamamlar. 1960 senesinde Yale Üniversitesi öğretim üyesi olarak göreve başlar. Burada da yıl kaybetmeden yükselen Sinanoğlu, Atom ve Moleküllerin Çok Elektronlu Kuramı Tez’i ile doçent unvanı alır.

Asıl ününü kazandığı meşhur elli yıllık denklemide bu sıralarda çözer ve yirmi altı yaşında çağının en genç profesörü sanını kazanmış olur. Türkiye’nin önemli üniversitelerinden ODTÜ, mütevelli heyetince verilen danışman profesör unvanı yalnızca Oktay Sinanoğlu’na mahsustur. İkinci kürsüsü ise Profesör olduğu Yale Üniversitesinde bulunur o yıllarda.

Almanya’nın en yüksek bilim ödülü olan, Aleksander Von Humboldt Bilim Ödülü’nü 1973 yılında ilk elde eden isim olmuştur Oktay Sinanoğlu. 1975 de Japonya’nın Uluslararası Bilim Ödülü’ne sahip olur. Aynı yıl, Türkiye Cumhuriyeti özel kanunla Sinanoğlu’na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanını verir. 1976 yılına gelindiğinde Sinanoğlu Japonya’ya gider fakat bu kez profesör unvanının yanına bir de T.C Özel Elçisi unvanını da almıştır. Amerika Bilim Sanat Akademisi’nin ilk ve tek Türk üyesidir kendisi aynı zamanda.

1993 de ise profesör olduğu Yale Üniversitesi’nden müsadesini ister ve emekliye ayrılır. Artık ülkesinde daha çok şey yapmak istemektedir.Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölüm’ü profesörlüğüne atanır. Ancak buradan da 2002 yılında müsade ister.

Son çalışmaları batıda çok dillendirilmesede ona artık Türk Aynştayn’ı deniyordu. Emekliliklerinin ardından Türk dili, kimliği konularına eğilen Sinanoğlu bu bağlamda da pek çok teori ve fikir ortaya atmış Türkçe’nin bir bilim dili olduğunu,şiirsel ve matematiksel bir dil olduğunu savunmuştur. Hatta bu konuda da ‘Bye Bye Türkçe’ adlı bir eser kaleme almıştır. Bu kitabında, yozlaşmaya başladığını düşündüğü Türk dilinin güzelliklerine atıfta bulunmuş, türkçe için çareler dile getirmiştir.

Hayatı yazmakla bitmeyecek Sinanoğlu’nun bir konumuda ailesinde kaynaklanır. Sinanoğlu, Esin Afşar’ın ağabeyidir.

Yaşamı araştırmak, bilmek, öğrenmek çabalarıyla dolu olan Türk Aynştayn’ı 19 Nisan günü ilk kez ülkesini üzecek bir haberle çıkmıştır karşımıza.

Vefatıyla…

Daima mücadele azminde olan Sinanoğlu her dediği ve düşündüğüyle ilgi odağı, akıl hocası olması gerekenlerden biriyken bu değerleri görememiş ve daha fazla direnemeden veda etmişti.

Onun ‘Bye Bye Türkçe’ kitabı umudu serzeniş ile dile getirmişti. Aynı umut ve serzeniş ile Bay Bay Türk Aynştayn’ı hemde Türkçe…