GÜNCEL

Basına Buyruk

501-260

Dar anlamıyla basın, sadece gazete ve dergileri kapsamaktayken geniş anlamda basının belirli zamanlarda basılıp, her çeşit haber ve fikirleri topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir.Basın olmadan modern ve gelişmiş bir toplum beklemek haliyle imkansız.Aynı zamanda basının nasıl süregeldiği ve nasıl işlediği de önem arz etmekte.

Şu sıralar Türkiye’nin gündemi, hem dış politikamızda hem de iç politikamızda tehlikeli bir yöne doğru evrilmiş durumda. Dış politikayı bir yana koyarsak, kamuoyunda ara ara gündeme gelen özgür basın ve yandaş basın açıklamaları artık bariz bir şekilde gözler önüne sunulmakta.

Tarih 18 Kasım 2015 Strasbourg. Manşetlerde şu haber var; ‘Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) 2015 yılı Basın Özgürlüğü Ödülü Cumhuriyet Gazetesi’ne verildi. Ödülü törene katılan Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Can Dündar aldı.’ Bugün aynı gazeteciye manşetlerde şu şekilde yer veriliyor; Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül İstanbul Nöbetçi 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı’  tarih 26 Kasım 2015…

Sadece bununla sınırlı değil tabi; ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret’le suçlanan Radikal köşe yazarı Cengiz Çandar da ifade verdi. Aynı zamanda ‘Erdoğan’a hakarette Hürriyet yazarı Özkök’ün beş yıla kadar hapsi istendi. Türkiye’de basın artık farklı bir konumda; hükümeti destekleyenler ve desteklemeyenler.Gelişmiş ve kendisini demokrasi rejimi  diye betimleyen çağdaş toplumlar basının özgürlüğünden yana olmuştur. Bugün Amerika’da başkan Obamayı istediğiniz şekilde eleştirmekte ve hatta alay etmekte özgürsünüzdür. Diğer bir örnekte İngiltere’de Başbakan David Cameron’a öyle sert ve öfkeli yazılar yazılıyor ki bununla da kalınmayıp televizyon programında sunucunun ‘çenenizi kapatınız sayın başkan ‘ demesine  kadar varabiliyor.Türkiye’de durum haliyle farklı.Bu farklılık sadece AKP dönemine has bir durumda değil açıkçası.Türkiye’de basının oluşmaya başladığı hatta Osmanlı’nın son döneminden (II.Abdülhamit döneminden) geldiğini belirtmekte fayda var.Siyasal anlamda otoriteye sahip kesim her zaman kendisini destekleyen gazeteleri ve köşe yazarlarını sevmiştir ve onlara destekte sınır tanımamıştır.Fakat diğer yanda muhalif olan kesim sansürlenmiş,tutuklanmış veya susturulmuştur.

Son dönemlerde yurtdışında da Türkiye’nin basın özgürlüğü eleştirilerin baş odağında.Özellikle yakın zamanda uluslararası sivil toplum kuruluşları ve organizasyonların yaptıkları derecelendirmelerde Türkiye çok kötü bir profil çiziyor;Basın özgürlüğü konusunda çalışmalar yapan ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House*, yayınladığı yıllık raporunda Türkiye’ye basın özgürlüğü derecelendirmesinde en kötü puan olan 100 üzerinden, 65 olarak açıklandı. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF)* ‘2015 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ raporuna göre ise Türkiye Nijer, Liberya, Zambiya, Mali ve Zimbabwe gibi ülkelerin gerisinde 180 ülke arasında 149’uncu sırada yer aldı.

Her iktidar övülmek, methedilmek ve yaptıklarının karşılığında desteklenmek ister fakat bunu muhalif gazeteci ve yazarları tutuklatarak veya sansürleyerek elde etme yoluna gitmez.Çünkü bu ne meşrudur ne de kazandığı gücü legalize eder.İktidarlar muhalifler olmadan gelişemez,kendilerini yenileyemez ve sonucunda politik bir bulanıklığa doğru yol alır.Çünkü özgür basın, hükümetlere halkın nabzını yansıtan, en azından kendisine muhalif olan kesimin kendisinden isteklerini ve taleplerini aktaran en etkili yollardan biri. Başına buyruk davranmak yerine, günümüz hükümetinin bu konuları da düşünerek adım atması daha yerinde olacaktır.

 

 

*http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyenin-bas%C4%B1n-%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-karnesi-d%C3%BCzelmiyor/a-18425450

About the Author

Cenkay Acar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir