SERBEST BÖLGE

9 Metrekare

cevre-kirliligi-tepki-cekti-67116h

İnsanların bir arada yaşadığı ortam çevreyi oluşturur. Ancak çevre sadece insanlardan ibaret değildir. Tüm canlı grupları bu kavramın içindedir. Günümüz koşullarında çevre algılaması göreceli bir hal almaktadır. Toplum olarak çevre bilinci konusu geliştirmemiz gereken alanlar arasındadır. Sadece vatandaş değil yöneticiler ölçeğinde de problematiğin değişmediğini görmekteyiz.

Çevresel olaylar sadece sosyal değil siyasi sonuçlar doğmasına da neden olmaktadır. Mevsimsiz ve avlamaya yasak olan hayvanların avlanmasını ya da derilerinin moda ve tasarım sektöründe kullanımı amacıyla yaşamına vahşice son verilen ve nesli tükenme tehlikesi içinde olanları da hayvan katliamı olarak değerlendirebiliriz. Katliam sadece hayvanlar için değil, yeşil alanlar içinde söz konusu. TEPAV’ın 2013 yılındaki bir araştırmasına göre Dünya Sağlık Örgütü, kentte kişi başına düşen yeşil alanın en az 9 metrekare olması gerektiğini, 10 ila 15 metrekarenin ise ideal olduğunu belirtiyor. Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yeşil alan ortalama 20 metrekare civarında seyrederken Türkiye’de 1-9 metrekare arasında değişmektedir. Çevre konusunda yapılan yanlışların etkisini hafifletmek ve ağaç dikileceği yönünde teminat vermek çevrecileri tatmin etmemektedir. Gezi Parkı Olayları olarak tarihte yerini alan gösterilerin çıkış noktası da çevreci bir mücadeleden kaynaklıdır. Bu eylemlere CHP’li vekillerde içinde olmak üzere birçok siyasi parti mensubu vekil destek vermiştir. Ancak çelişkili bir biçimde geçtiğimiz ay CHP’li bir belediye olan Yalova’da köprülü kavşak projesi nedeniyle 158 ağaç kesilmiştir. Parti içindeki diğer vekiller bu duruma tepki gösterse de rant kaygısının bir çok şeyin önüne geçtiğini görmekteyiz. Yine Kasım ayında Soma’nın Yırca Köyünde termik santral yapılacağı gerekçesiyle 6000 zeytin ağacı kesildi. Köylülerin kesilmemesi yönündeki ısrarı duruma engel olamadı. Köy muhtarının gözyaşları içinde canlı yayında konuşması da hafızalarda hala taze.  Validebağ Korusunun korunması ve 3. Köprünün yapılmaması için girişilen mücadeleler de ses getiren eylemler arasındadır.

cevre-kirliligi-tepki-cekti-67116h

İnsanların daha iyi bir çevrede yaşamak için ürettiği projeler beton şehirler oluşmasına ve alışveriş merkezlerinin bir mantar gibi çoğalarak insanları kredi kartı kullanımına dolayısıyla harcamaya teşvik ederek tembel ve tüketici bir toplumun oluşumuna neden olmuştur. Kent nüfusunun artışı sonucu konut yetersizliği ve yap-sat mantığıyla sunulan gayrimenkuller çevre ve orman katliamlarını olağan kılarak birçok canlının doğal yaşam alanlarının ortadan kalkmasına neden olmaktadır.  Çevreci aktivistlerin ve hayvan severlerin son zamanlarda daha yükses sesle dile getirdiği şeyler aslında bu problemlerin yöneticiler tarafından ciddiye alınması ve kamuoyunun gölgede kalanları ya da gösterilmeyenleri mercek altına alması yönünde bir taleptir.

‘Doğa nasılsa kendini yeniliyor.’ görüşü teknik ve bilimsel gelişmelerle birlikte etkisini yitirmiş bir sözden ibaret olacaktır. Gelişmiş ülkelerde nükleer ve termik kullanımının yaygınlaşması ve bunun zamanla global hale gelebilecek olması ihtimali bu yorumu kuvvetlendirmektedir. Yerel açıdan bakıldığında belediyelerin çevresel atıklarla ilgili politikaları ya da projelere konu olan mekanlara uygunsuz ÇED ( Çevresel Etki Değerlendirme) raporunun verilmesi de doğanın yenilenmesini zorlaştırmaktadır.

Çevre bilincinin tüm topluma yayılması yönündeki çalışmalara ağırlık verilmesi anlamında bireylere, öncelikli olarak da yöneticilere doğru şekilde eğitim verilmesi, somut politikaların uygulanması, vatandaşların karar süreçlerine aktif katılımının sağlanması sosyal ve siyasal alanda da sorunların en aza indirilmesini sağlayacaktır.

Burcu KESKİN

About the Author

Burcu Keskin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir