KENT-YAŞAM-SANAT

64 Kareden Fazlası

bobby_fischer

Soğuk bir 9 Mart sabahı dünyaya gözlerini araladığında kendide bilmiyor olsa gerekti adından bu denli bahsettireceği.

İkinci Dünya Savaşı’nın en sancılı dönemlerini yaşayan ABD bu doğum sancısıyla yeni olaylara da gebe olduğunu pek bilmiyordu.

Masa başında geçen kadar, masa dışında da geçirdiği yaşantısıyla bu denli adından söz ettiren adam bir politikacı da değildi oysa.

6 yaşına gelindiğinde satranç oynamayı öğrenmişti. Çocukluğunun ilk zor zamanlarını atlatmış ve ilgisini bu alana yoğunlaştırmıştı. Bunu isteyerek veya istemeyerek yapıp yapmadığını kendisi belki o anda bilmiyordu. Ama yapıyordu. Ve gün geçtikçe kendini geliştiriyordu. Yatakta, o denli ilgilenmediği okulunda düşündüğü tek şey satranç oynamaktı. Yazık ki babasız büyüyordu, annesi  bir hemşire idi ve evde yalnız kaldığı zamanlarda da satrancı düşünüyordu. Yani bolca o oyunu düşünüyordu. Zweig’in satrancındaki gibi kah mağlup oluyordu düşlerinde kendine kah zafer sarhoşluğunun verdiği tatlı ve derin uykuya bırakıyordu kendine.

Ablasıyla 6 yaşında yaptığı ilk maçtan 7 yıl sonra ülkesi ABD’de düzenlenen Gençler Satranç Şampiyonası’na katılır. Ve parlak zekasına bunca yıl kattığı idmanları da ekleyerek henüz on üç yaşında şampiyondur artık.

Satranç tutkusu günden güne artar hale gelmiştir. Satranç ve ona dair ne varsa öğrenme isteğiyle satranç kitaplarına yönelir. Zaten o ara yayımlanmış az miktarda kitabı hamle hamle okuyup bitirdikten sonra bunlarla yetinemeyeceğini düşünerek, Rusça öğrenmeye karar verir. Çünkü dönem soğuk savaş dönemidir ve politik masada devam eden her türlü rekabet satranç masasında da kendini göstermektedir ve sonuçta artık bir ABD şampiyonudur. Fakat o aralar Ruslar’ın bu konuya daha fazla olan eğilimiyle daha kaliteli kitaplar yazdığını da düşünür Rusça öğrenirken.

Nitekim Rusçayı da böylelikle öğrenir ve Rus kaynaklarını da taramaya başlar yine hamle hamle oyun oyun. Kendini bu denli geliştirdiğinden olsa gerek yirmi yaşına gelene kadar hayli şampiyonluğa imza atar.

ABD’nin en büyüğü olması onu uluslararası turnuvalara götürüverir. Fakat bu turnuvalarda bir gariplik sezer. Sezdiği, Ruslar’ın oyunlarda birbirini kayırdığıdır. Kamuoyuna duyurur ve durum düzeltilen kadar uluslararası turnuvalara katılmayacağını söyler. Ta ki…

Ta ki ABD, uluslararası Candidates Tournament satranç turnuvasına bir oyuncu yollamaya karar verene dek. Bu turnuvanın önemi ise, kazanan, direkt olarak, dönemin dünya şampiyonu Boris Spassky ile maç yapma hakkına sahip olacaktır.

ABD’nin yollayacağı isim ise işte Boby Fisher’dir. Hemde ABD’nin bu turnuvaya gönderecekleri arasında bir seçim yapmak için yaptığı turnuvaya katılmaksızın ABD Satranç Federasyonu’nun kararı ile elde eder bu hakkı.

Tüm şimşekleri üzerinde toplamıştır artık. Dünya devlerinden ABD’nin seçilen oyuncusudur o ve haliyle Candidates Tournament’inde şampiyonu olur.

Artık Spassky ile maç yapmak için sabırsızlanmaktadır. Aklından kendine her gün mat oluyor, Spassky’i her gün mat ediyordu. Gün yaklaştıkça sakinleşiyordu. Fakat maç günü artan siyasi gerilimler sonrası Amerikan hükümetininde kararı ile Fischer maça çıkmaz ve hükmen mağlup sayılır.

Fakat yeniden bir maç isteyen Fischer ve ABD yönetimi bir maç hakkı daha elde eder. Bu maçta Fischer gelmiş geçmiş en büyük denen Spassky’i çok rahat yener ve artık Dünya Şampiyonu unvanını elde etmiştir.

Fischer beyaz ile oynarken e4, siyah ile oynarken Grunfeld Defense taktikleriyle satranç karelerine imzasını bırakır adeta. E4 taktiği ise o zamana kadar satranç oyuncuları arasında bir intihar yöntemi olarak biliniyordu oysa Fischer bu yöntemle şampiyonluklar elde etmişti.

Fischer’e ilgi artar ve söyledikleri de yaptıkları da olay olur hale gelmiştir artık. Katıldığı turnuvanın birinde karşısında bayan oyuncu olması nedeniyle oynamayı reddetmesi bu gün dahi konuşulur. Anne babası ayrı çocuklar aç kurtlar gibi büyüyor sözünün de sahibidir.

Fischer bu denli yükselir ve dikkat çekerken tabi rakipleri de günden güne bilenir. Karpov bunların arasında hemen sıyrılmaktadır. Sıkı savunma tekniğiyle birbiri ardına sıraladığı başarılarına Fischer’i yenerek Dünya Şampiyonluğu unvanını elde etmek ister.

1975 yılında Karpov ile unvan maçına çıkması beklenen Fischer, Uluslararası Satranç Federasyonu FIDE’ye bazı koşulların yerine getirilmesini istemiş aksi halde maça çıkmayacağını söylemiştir. Gerek normal yaşantısında gerek oyunlar sırasında agresif ve takıntılı bir insan olarak tanınan Fischer’in istekleri yerine getirilmez ve maça çıkmayan Ficsher hükmen mağlup sayılır. Unvanı kaybetmiştir. Dünya şampiyonu artık Karpov’dur.

Fischer bu olayın ardından uzun süre masa başına geçmez sırra kadem basar. Bazı Amerikan dini tarikatlarına girip çıktığı söylenir. Arada sırada Karpov maçlarının tamamının uydurma, piyes olduğu gerçek şampiyonun hala kendisi olduğu haberleri duyuldu.

1992 yılına kadar satranca küs kaldı. Satranca küs kalmak onun için hayata küs kalmaktı. Evlenmedi, mülk edinmedi..

1992 yılında Yugoslavya’nın, ambargoyu kırmak için düzenlediği maçta boy gösterdi. Hemde eski rakibi Spassky’e karşı. İki eski rakip…

ABD, Ficsher’in maça çıkmasının kanunlara aykırı olduğunu, ve bu aykırılığın cezasını hapis yatarak çekeceğini Fischer’e bildirdi. Fischer gelen habere kamerala karşısında tükürdü ve maça çıktı.

Tarih tekerrürünü gösterdi ve Fischer, Spassky’i tekrar mağlup etti. Ödülü paylaştı rakibiyle. Fakat o devletinin yasalarını çiğnemişti, yurda dönmemeye karar verdi ve kaçak konumuna düştü.

12 yıl boyunca sürdürdüğü kaçak yaşantısında da rahat durmadı. 11 Eylül saldırılarının ardından, ” bu ne güzel bir haber” demiş ve ülkesine tepkisini belirtmişti. Ayrıca daha sonraları yaptığı bir konuşmasında, ”ABD haritadan silinmeli” demiş tekrar dikkatleri üzerinde toplamıştı.

12 yıllık kaçak hayatı Japonya’da son bulur. Narita Havalimanı’nda, hala kendisine ait sandığı fakat suçlamalar yüzünden devleti tarafından iptal edilen pasaportu ile seyahat etmeye kalkıştığı için yakalanır.

9 ay gözaltında tutulduktan sonra imdadına İzlanda yetişir ve ona vatandaşlık hakkı tanır.  Ve Fischer kendisini saklayan tüm satrançseverlere, dostlarına bir zafer gösterisinde bulunurcasına kurtulur.

Fakat yıllar başına gelen her şeyden daha acımasızca saldırmıştı Fischer’e. Malesef Fischer 2008 yılının başında 17 Ocak’ta.

 

 

 

 

 

About the Author

Anıl Aydemir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir